30 Nisan 2012 Pazartesi

Tomurcukbağ'dan Prof Dr.Yusuf Sabit Ağaoğlu ve Eşi Gülcihan Hanım'ın Ziyareti

Hem bir Ziraat Mühendisi olarak hem de bağla ilgili bir kişi olarak, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümünden (emekli) Prof Dr.Yusuf Sabit Ağaoğlu hocamı zaten biliyordum. Son bir kaç yılda da Ankara'daki butik şaraphaneleri, web siteleri ve öne çıkan Kalecik Karası şarapları hakkında internette ve yazılı basında onlarla ilgili okuduğum yazılardan tanıyordum kendilerini. Dün bir mesaj atıp, "Değerli meslektaşım Mehmet, Bodrum'a geldik, sizi ve bağlarınızı ziyaret etmek istiyoruz" dediklerinde yüz yüze de tanışacağımız için çok mutlu olmuştum. 
   
                   
Bodrum'da Kocadon Restaurant'taki çalışanlara ve sahiplerine şaraplarının tanıtımını yaptıkları toplantıdan sonra Garova'ya geldiler. Bana hediye olarak bir de Tomurcukbağ Trajan Rezerv Kalecik Karası 2009 getirmişlerdi, bunun için kendilerine bir kez daha teşekkür ediyorum. Sorduğumda, bundan sonra şaraplarının Kocadon Restaurantta ve Metro'da bulunacağını söylediler.

Bağ'dan, Bağcılıktan, şaraptan konuştuk. Çok konuştuk hem de. Konular böyle güzel olunca, insanın karşısında konunun uzmanı ve aynı zamanda bir de küçük şaraphaneleri olan hoş sohbet kişiler olunca sohbet hem güzel olup, hem de uzamaz da ne olur ki... Bu arada bir yandan da benim şaraplarımdan tattık...

Mezunu olduğum Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Hocaları tarafından kurulan bir Fakülte. Yusuf Sabit hocam, bir grup hocayla bir arabaya atlayıp Bursa'ya gidişlerini anlattı. Hürriyet Mahallesinde Ziraat Meslek Lisesindeki ve Tezok'taki ilk yerleşkeden konuştuk. Bu vesileyle ben de 17 yıl önce Tezok kampüsüne ilk gittiğim zamanı ve o günleri hatırladım... 

Bağdan bu kadar konuştuktan sonra bir de bağın kendisini görmemek olmaz. Hem de hiç olmaz. Ne de olsa olayın başrollerinden birisi ona ait :) Biraz da bağda dolaştık...

Bağın hemen giriş kısmında deneme için dikilmiş şaraplık üzümler vardı, bunlardan 20 tanesi de Kalecik Karası idi. Daha sonra onlar kesilerek anaçları üzerine başka bir üzüm aşılandılar ama örnek olması, bağda bulunması için 1 tane asmayı bırakmıştım. Onu gösterdiğimde, Gülcihan hanım, "Bak Yusuf Bodrum'da bir Kaecik Karası" dedi. Hoca da fotoğrafını çekti. Kalecik Karasının önemi ve anlamı onlar için çok farklı ve bunu web sitelerindeki, "Bu serüven, bundan tam 45 yıl önce, Kalecik Karası üzerine yaptığım doktora çalışmamla başladı..." diye başlayan bölümü okuduğunuzda anlıyorsunuz. Darısı, hayallerinin peşinde koşanların başına...  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme