21 Ocak 2019 Pazartesi

Garova Bağları

Eveeeet, çoook uzun bir aradan (ayrılıktan) sonra, küçük bağımızın ve düzenlenmekte olan yeni yerimizin ve mahzenimizin kısa bir videosuyla tekrar sevgili bloguma dönmüş bulunuyorum. Umarım buradaki yazılarımın / paylaşımlarımın devamı gelir...  


Bir zamanlar bloglar oldukça fazla takip ediliyorlardı. Daha sonra araya Facebook girer gibi oldu, derken en öne İnstagram geçti. İnstagram hem çok pratik hem de, fotoğraf paylaşıp fotoğrafın altında fotoğrafla ilgili bilgilerin ya da bir konu hakkındaki fikirlerin paylaşılabildiği güzel bir ortam. Ancak, görüyorum ki bir çok kimse o yazıları okuma zahmetine katlanmıyor, jet hızıyla fotoğrafa bakıp, belki bir beğenme tıklaması atıp ekranı kaydırmaya devam ediyor. Bunla kıyaslandığında Bloga girip okumak biraz daha zahmet gerektiriyor. Sanırım bu durum da blogları (artık) daha özel bir mecra haline getiriyor. Gerek blog içerisinde gerekse internet ortamında arama yaptığınızda eski yazılara (bilgilere) ulaşabilme imkanınızın olduğu, yazıların daha düzenli bir şekilde arşivlendiği bir yer blog. Suya yazılmış yazı gibi değil.... Onun içindir ki, buraya (da) yazmaya devam etmem gerektiğini düşünüyorum...

14 Nisan 2016 Perşembe

My Way / Garova Bağ Yolu(m)

Bu yolu da, bu yolda olmayı da çok seviyorum. Tam buranın dokusunu yansıtıyor. Etrafında başta incir ağaçları olmak üzere, diğer ağaçlar, bir tarafında bağ, hemen yolun kenarında kuru taş duvarlar... Tıpkı, Ege'de bir yerin olması gerektiği gibi... Buradan bağı izlemeyi, buradan etrafı izlemeyi, buradan kuş seslerini dinlemeyi, dedim ya, burada olmayı seviyorum...

Ve bu kocaman Palamut ağacı, sen buraya ne çok yakışıyorsun bir bilsen... Kendin ayrı bir güzelsin, gölgen ayrı bir güzel... İyi ki varsın, iyi ki burdasın... Ve ben, iyi ki senin gölgendeyim...

21 Mart 2016 Pazartesi

Garova'da Kirişlikler. Latince İsmiyle "Asphodelus aestivus"

Akdeniz iklimi bitki örtüsünün ve dolayısıyla buranın hakim bitkilerden birisi olan, Latincesi "Asphodelus aestivus", bizim buradaki yöresel adıyla "kirişlik" bitkisi. Çayırlarda, otlaklarda, tarla kenarlarında, yol kenarlarında, işlenmeyen tarlalarda ve benzeri daha birçok yerde bol miktarda çıkarlar.

Garova’da Şubat ayı sonları Mart ayı başlarında çiçek açmaya başlayan kirişlikler bir nevi Baharın habercisi gibidir. Her yerde çok yoğun bir şekilde çıkarlar, hatta, bazı yerleri kirişlik tarlası zannedebilirsiniz...

31 Ocak 2016 Pazar

Budama Zamanında Tellerde Kalan Kuru Asma Sülükleri

Sarılıcı bir bitki olan asma, bir desteğe tutunmayı sülükleri vasıtasıyla yapar. Dallar sülükleriyle tellere tutunabilirler, ama bazen de tutunamazlar. Ya da zamanında tutunamazlar, bu arada esecek sert rüzgarlar dalların kırılmasına sebep olabilir. Gelişigüzel yönlerde karmaşık bir şekilde büyümeleri de iyi değildir. Tellerin arasında değil de, dışında büyüyen bir dal ise zaten hiç bir yere tutunamayacağından, zamanla salkımların ağırlığıyla aşağıya sarkacaktır. Bütün bunların önüne geçmek için, dallar tellerin arasına alınarak tele bağlanırlar. 

Ne demişler, “kendi işini kendin yapacaksın…” Ne olur ne olmaz, tutunmayı garantiye almak için işte bu şekilde kendileri de bu işi yapıyorlar. Hem de bu kadar sıkı. Bunlar da, budamadan sonra tellerde kalan kuru asma sülükleri. 

7 Kasım 2015 Cumartesi

Kaki, Trabzon Hurması, Cennet Hurması, Cennet Elması, Japon Elması. Nasıl Kurutulur?

Ülkemizde en fazla isim karışıklığı yaşayan meyvelerden biri de herhalde bu meyvedir. Bir sürü isimle anılıyor. Anlaşılması için bazen birkaç ismini birden söylemek gerekiyor. Bilimsel olarak bakılacak olursa; Plantea (Bitkiler) aleminin, Magnoliophyta (Kapalı tohumlular) bölümünün, Magnoliopsida (İki çenekliler) sınıfından, Ericales takımının, Ebenaceae (Abanozgiller) Familyasına ait, Diospyros cinsinin, D.kaki türüdür. İkili adı Diospyros kaki’dir. Kaki ismi buradan gelmektedir ve uluslar arası anlaşılırlığı ve bilinirliği olan ismi de budur.

Anavatanı Çin ve Japonya olan Kaki, ilk olarak Trabzon, Artvin civarında yetiştirilmiş ülkemizde. Şimdi de en çok Trabzon civarı olmak üzere, Kuzey Anadolu'da, sonra Hatay civarında ve Antalya dolaylarında yetiştirillmekle birlikte, ülkemizin hemen hemen her yerinde yetişebilmektedir. Burada yetişmesinden de anlaşıldığı üzere, hem Trabzon'da, hem de yurdun başka yerlerinde (mesela Bodrum'da) gayet güzel yetişiyor. 

Kışın yaprağını döken, 4-6 m kadar boylananbilen bir ağaçtır. Sarımsı beyaz çiçekleri Haziran ayında açar. Meyveleri sonbaharda olgunlaşır. Portakal rengindeki meyveleri şekerli ve tanence zengindir. Olgunlaşmamış meyveler ise aşırı tanenlidir. Vitaminler ve karbonhidratça zengin, sağlık açısından faydalı bir meyvedir…

Kaki için, daha önce (2008 yılında) blogumda (yani burada) yazmış olduğum yazıya ve fotoğraflara da bir göz atmak isterseniz, tıklayınız.

Gelelim asıl mevzumuz olan kurutulmasına, nasıl kurutulduğuna. Geride kalan birkaç yıldır, bu meyveden biraz kurutmayı denemeyi konuştuk hep Cevat abiyle. Ben evvelki yıl 3-5 meyveyle deneme yaptım, ama başta kurutma yeri çok doğru olmadığından ve başka bazı sebeplerden, deneme başarısız oldu. Bu yıl Cevat abiyle bir denemede daha bulunalım dedik. 

Yeşilden turuncuya dönmeye başlayan, sert meyveler, sapının bir kısmı üzerince kalacak şekilde toplanır. Sap önemli, sap mutlaka olmalı.

Kabuklar soyulur.

Sapından iple bağlanır. Sap önemli demiştik ya, işte bunun için önemli. Bağlayıp asabilmek için.

Yağmurdan korunaklı, güneş alan, hava sirkülasyonu olan bir yerin (mesela bir balkon) ev şartlarında az miktarda meyve kurutma için uygun olduğu söylense de, kurutma için biz daha güzel bir yer bulduk. Cevat abinin serası. İçerisi sıcak, karşılıklı pencerelerden hava sirkülasyonu da var, bu pencerelerdeki sinek telleri içeriyi sineklerden de koruyor. Olacak bu iş, kurutacağız.

Japonlar buna, yani kurutulmuş Kaki’ye Hoshigaki diyorlar(mış). Hoshigaki güzel bir isim, hoş bir isim ama, burası Bodrum, ben de Japon olmadığıma göre, buraya uyan bir isim bulayım dedim ve Gurugaki dedim…

Kurutulmasını anlatan videolar ; 



Gurugaki'nin içine Ceviz konularak hazırlanması ;