şarap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şarap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Eylül 2008 Salı

Bodrum'dan Bir Bağbozumu Haberi

2 Eylül 2008 tarihindeki "Almanya-Lorch'dan bir Weingut - (Mohr)" başlıklı yazının sonunda, "..... İş bağa ve şaraba gelince ben de kasabanın şerifi gibi bişey mi oldum ne =:)" demiştim. Şakaydı tabi...

Şimdi bu şakaya devam ediyoruz :)
Kasabanın şerifi internette gezerken bakın nasıl bir habere rastladı.

Haber, Bodrum'un yerel günlük Yarımada gazetesinin internet adresinden. Link adresi http://www.yarimada.net/scripts/kayit.asp?id=8860&KULLANICI_ID=54&page=kayit.asp&results=8860,8859,8858,8857,8856,8855,8854,8853,8852,8851



Perşembe, 21 Ağustos 2008

İlk bağbozumu Bitez’ de yapıldı

Yarımadamız ağırlıklı olarak eğlence, turizm beldesi olarak bilinir. Ama son yıllarda gerek Bodrum'un yerlileri, gerekse dışarılardan gelip de artık Bodrumlu olanlar, unutulmak üzere olan mandalina, üzüm, deniz ürünleri gibi yöresel değerleri işleyerek turizme ve yöresel ekonomiye katkılarda bulunuyorlar. Bu kişilere bir örnek de, denizcilik sektörünün yanı sıra, Bitez'de butik otel işleten ve buna bağcılığı da ekleyen IMI Tarım Gıda ve Tur. A.Ş. ortakları… Dere yatağından, zor koşullardan geçerek ulaşılabilen bu mekanda doğal doku hiç bozulmadan butik otel yapan şirket, mevcut araziye 450 kök Cabernet Sauvignon ile 150 Merlot üzüm dikti. 6 yıl önce yapılan dikim çalışmasından sonra, geçmiş yıllarda daha amatörce toplanmış üzümler, bu yıl nihayet doğru adresi buldu ve " Evde Şarap" grubunun bazı üyelerinin de katkıları ile bağbozumu yapıldı. Böylece Yarımada'nın ilk bağbozumu Bitez'de yapıldı. Sıcaklığın yüksek derecelerde seyretmesi, bağbozumu tarihini erkene çekti. Toplanan üzümlerden şarap ve pekmez yapımı için çalışmalar başladı. Sonuçlar çok başarılı olursa, IMI A.Ş. belki de önümüzdeki yıl bağbozumunu şenliklerle gerçekleştirebilir. Böylece, Bodrumlulara şarap ve pekmezlerini de tatma imkânı sağlarlar.
Kendilerini, yok olmakta olan değerlere sahip çıkma konusundaki çabalarından ötürü kutluyor, başarılar diliyoruz.

Bu yazıdaki "bazı Evde Şarap grubu üyeleri" bizler oluyoruz aslında. Ben Mehmet Vuran, Rıdvan Dursun, İlter Çelik ve o gün bizlerle beraber olan Erhan Yürüt ve eşi Füsun Yürüt. Kadir Vargı Ve Haluk Bermek de o gün bizimleydiler. O üzümler ve işlenmelerinin hikayesi de Garova Günlüğünün 19 Ağustos 2008 tarihindeki yazısındadır. Bu yazı için aşağıdaki "şarap" etiketine tıklayınız.
.
.

8 Eylül 2008 Pazartesi

Bugün De Adakarası Üzümleri Sahne Aldılar



Adakarası : Daha çok Avşa adasıyla özdeşleşmiş bir şaraplık üzümdür. Balıkesir ve Erdek yöresinde de yetişir. Şarabının çok güzel kırmızı rengi, kendine özgü aroması, yumuşak ve hoş içimli bir tadı vardır.



Ben, iklim olarak buraya uyabileceğini düşündüğümden, burada nasıl yetiştiğini görmek istediğimden ve aynı zamanda da yerli bir çeşit olduğundan (denemelik) diğer şaraplık üzümlerin arasında biraz da Adakarası aşılamıştım. Diğer şaraplık üzüm çeşitleri, başka bölgelerdeki çeşitdaşlarına göre daha erken olgunlaşmalarına rağmen, Adakarası üzümleri bu erkenciliğe iştirak etmediler. Nerdeyse Avşa'dakilerin olgunlaşma zamanına yaklaştılar. Adakarası üzümlerimi bugün topladık. Hatta hepsi de toplanmadılar. İyice olgunlaşan salkımlar toplandı, tam olgunlaşmamış bir miktar üzüm de kaldı. Onlar da sonra bir ara toplanacaklar. Yani hepsini beraber toplamak için biraz daha bekleseydim, Avşa'dakilerle aynı zamanı bile tutturabilirdik :)

Şeker oranları Brix olarak % 23 (SG - Hidrometre karşılığı 1.096 - 1.097 civarı)

pH değeri de 3,20




.
.

27 Ağustos 2008 Çarşamba

Selva - Haluk İşmen Bağları 2008 Bağbozumu (23 Ağustos 2008)



Selva-Haluk İşmen bağlarının bağbozumunun ilki geçen yıl olmuştu. Bu yıl da ikincisi 23 Ağustos'ta gerçekleşti. Böyle devam ederse sanırım geleneksel hale gelecek. Bu yıl katılım daha fazlaydı. Evde Şarap grubundan da epeyce (40 kişi kadar) arkadaşımız vardı. Selva hanımın kendisi de aynı zamanda bir Evde Şarap grubu üyesi. Grup üyesi bazı arkadaşlar yeni şaraplarını yapmak üzere buradan bir miktar üzüm aldılar. Erken gelen ve kendi üzümlerini kendileri toplamak isteyenler, kendi üzümlerini toplamışlar. Bence isabet etmişler, çünkü bu da ayrı bir zevk.

Füsun (Yürüt) hanım, Evde Şarap grubu üyelerinin birbirlerini tanıyabilmeleri için herkese Evde Şarap grubu amblemli birer yaka kartı hazırlamış, çok da iyi yapmış. Teşekkürler Füsun hanım.

Ben erkenden orada olmak istememe rağmen bazı ufak tefek sağlık sorunlarım nedeniyle erkenden gidemedim. Oraya vardığımızda misafirlerin neredeyse tamamı gelmişti. Arabadan iner inmez (bu arada arabayla evin oraya kadar gittim, tekerlekli sandalyede olmanın böyle de avantajları olabiliyor işte:) Muğla Eski Valisi Sayın Lale Aytaman ve eşi Emekli Büyükelçi Reha bey’le karşılaştık. Lale hanım geçen yıl da bağbozumuna gelmişti ve o zaman tanışmıştık kendisiyle. Kısa bir hal hatır sormadan sonra, Muğla Valiliği dönemindeki anılarını yazdığı "İğneli Koltukta Dört Buçuk Yıl" kitabını imzaladı benim için.



Daha sonra, başta Evde Şarap grubu moderatörlerinden Memet Karabulut olmak üzere, şimdiye kadar sanal alemde ancak e-postalarla tanışık olduğumuz bir çok arkadaşla yüz yüze tanıştık. Ardından bağ seyir terasına geçtim ve hem Evde Şarap grubu üyesi hem de diğer misafirlerle tanıştım ve sohbet ettim...








İkram olarak gözleme, peynir, zeytin, börek, ev ekmeği, ceviz, incir ve tabi ki üzüm ve şarap vardı. Tam da Ege’ye özgü şeyler…







Biraz sonra da Sayın Rahmi Koç geldi. Daha doğrusu geldiğini söylediler. Ben kalabalığın diğer ucundaydım. Bir de tekerlekli sandalyede olunca etrafta olan biteni görmek pek de kolay olmuyor :) Onun için şimdilik geldiğini söyleyebiliyorum ancak.

Bu arada sıra diğer şaraplara gelmişti. Diğer şaraplar, bu yörede yapılmış olan (ve aynı zamanda Evde Şarap grubu üyesi olan) bizlerin şarapları oluyor. Bizler kim miyiz? Ben Mehmet Vuran, Rıdvan Dursun, Frank Marciano ve Erhan Yürüt. Bilenler diyebilir ki, Erhan Yürüt nerden oralı oluyor? Doğru, daha değil ama bu yönde yoğun bir caba içerisinde. Onu buralı saymamıza bu bile yeter…

En önce Frank’ın Roze’si açılmıştı. Misketten yapılmış ve içinde gül kokuları olan güzel bir açılış şarabıydı. Ardından Erhan Yürüt’ün Kalecik Karası şarabı açıldı. Ben daha önceden de biliyorum bu şarabı. Güzel bir Kalecik Karası şarabı. Zaten olumlu eleştiriler aldı. Şişesi de çok büyüktü. Magnum ya da magnuma yakın bir şişeydi. Rahmi Bey de güzel ve değişik şişeleri biriktirdiğini, bu şişenin de güzel olduğunu söyledi.

Rıdvan Dursun’un, Selva hanımın bağlarının üzümünden yapılmış bir şişe Zinfandel ve bir şişe de Şiraz’ı vardı. Zinfandel ve Şiraz güzel şaraplardı ve beğenildiler. Ben bu şarapları da daha önceki tadımlarımızdan biliyorum, güzel şaraplar. Bu arada Frank adı Şato Faruk olan bir şarabından bahsediyordu. Yalıkavak’ta ona Faruk diyorlarmış da, adı oradan geliyor. Ben tadıncaya kadar bu şarap bittiği için hakkında bir yorum yapamıyorum.

Bir de benim şaraplarım vardı. Kendi bağlarımızın üzümlerinden yapılmış bir şişe Cabernet Sauvignon ve Şiraz ile Selva hanımın bağının üzümlerinden yapılmış bir şişe Zinfandel. Şaraplarımı kendim açtım ve tattırdım. Bir yandan da (hem de büyük bir mutlulukla) şarapla ilgili gelen, meserasyon süresi kaç gündü gibi soruları yanıtladım. Eleştiriler olumluydu demekle kapatayım kendimle ilgili kısmı. Bırakayım benim şaraplarım hakkında başkası konuşsun =:)




Sonra da Rahmi beyle tanıştık. Aslında web sitemdeki yazı ve Bodrum Mavi dergideki yazı için fotoğraf çektirmek istediğimi söylemiştim. Niyetim de oydu. Rahatsız etmekten ve sohbetini bölmekten çekinmiştim çünkü. Ne de olsa her gün Rahmi beyle sohbet etmiyorum. İnsan çekiniyor doğal olarak. Sadece tanışacak ve fotoğraf çektirecektim ama epeyce uzun bir sohbet oldu. (uzun da laf mı, gidinceye kadar da diyebiliriz aslında) İnsanı rahatlatan tavrı ve güzel espirileri olmasa sanırım o kadar uzun sohbet etmeye yine de çekinirdim. Bodrum’daki (Karaova yöresinde) bağcılık faaliyetleri ve şarap yapma girişimleri hakkında, şarapçılığın ulusal ölçekteki durumu hakkında ve benim hakkımda konuştuk. Ev Şarapçılığını, Evde Şarap grubunu, kuruluşunu, kurucusunu, faaliyetlerini… anlattık. Rahmi beyi Evde Şarap grubu üyesi yapmayı teklif ettik.




Rahmi bey bütün şarapları tattı. Bunların içinden daha çok beğendikleri oldu tabi. Ama, “hepsi çok güzel, çünkü bedava” cevabı şaraplardan da güzeldi bence, zaten herkesi de güldürmüştü. Eminim arkadaşları onunla sohbet etmeyi çok seviyorlardır. Çünkü sohbeti hoş olan bir kişi...




Rahmi beyi uğurladıktan biraz sonra artık benim de gitme vaktim gelmişti. Zaten bu aralar o kadar çok yoruluyorum ki. Küçük bir vedalaşma faslından sonra son fotoğraflarımızı Karaovalılar olarak (yukarıdaki fotoğrafı) çektirdik. Ve hadi kalın sağlıcakla dedik.


Selva-Haluk İşmen bağlarının bağbozumu hayırlı olsun ve ev sahiplikleri için teşekkürler…






Blog'da ve web sitesinde en önemli unsurlardan birisi de fotoğraflar. Bağbozumunda fazla fotoğraf çekememiştim, çekilen az sayıdaki fotoğrafın içinden de sadece bir kaç düzgün fotoğraf çıktı. Yukarıdaki fotoğraflardan bazılarını gönderen ve bana fotoğraf desteği sağlayan Kadir abiye teşkekkürler.
.

Evde Şarap Grubundan Ziyaret (24.08.2008)



Evde Şarap grubundan bazı arkadaşlar, bizim bağları da görmek istemişler ve 24 Ağustos 2008 Pazar günü öğleden sonra bizi ziyarete geldiler. Ziyaretleri için kendilerine çok teşekkür ederim. Bir önceki akşam (kalabalıktan dolayı) tanışıp sohbet edemediğimiz bazı arkadaşlarla tanışma ve sohbet etme imkanı buldum böylece. Bu ziyarette zaman konusunda biraz problem yaşandığını düşünüyorum. Ben öyle hissettim. Bu konuda benden kaynaklanan bişey varsa kusura bakmayın lütfen...



Umarım beğenmişsinizdir buraları...



Bunlar da tadımını yaptığımız şaraplar. Cabernet Sauvignon, Merlot ve Zinfandel

Yukarıdaki fotoğraflar da Erhan Yürüt'ten. Teşekkürler Erhan abi.
.
.

21 Ağustos 2008 Perşembe

Uzuuun Bir gün

Sabah yine erken kalktım. Rıdvan ve Haluk abi geldiler ve Selva hanımın bağına gittik. Hem Cumartesi günkü bağbozumu toplantısı için konuşacaktık, hem de Rıdvan abiler biraz şaraplık üzüm alacaklardı. Oraya varınca önce biraz sohbet ettik. Daha sonra da Erhan abi geldi. Ardından da üzüm toplama işine başladı Rıdvan abiler. Ben seyir terasından onları izledim. Haluk abi daha üçüncü salkımı keserken elini arı soktu. Ben de sıcakla başetmekle meşguldüm. Onla çekilmiş bir fotoğrafım yok ama devamlı elimde bir buz torbası, buz torbası da başımda olarak durdum. Hava çok sıcaktı. Ve ben günün o saatlerinde dışarda olmaya alışık değilim. Neyse, sağolsun buz torbaları.


.




Üzümler toplandıktan sonra Selva hanımın sap ayırma ve çatlatma makinasıyla çatlatılacaklardı, iki dakikalık iş altı üstü. Ama makinayı çalıştırmak epeyce zaman aldı :)



Ve nihayet makina çalıştı. Üzümler işlenecek.



Makina çalıştırılacak ve ilk üzüm salkımı makinaya atılacaktı ki, ilk salkımda uğur böceği çıktı. (Fotoğraf karanlık çıktığı için her ne kadar fotoğrafta görünmese de, Selva hanımın elindeki küçük salkımda o uğur böceği:) Bağbozumunuz hayırlı uğurlu olsun Selva hanım.



Rıdvan abi üzümleri makinaya atıyor.



Haluk abi yine kasa taşıyor. İyi alıştı valla bu işe :)



Erhan abi ölçüm yapıyor.

Öğleden sonra (hatta ikindi vakti de diyebiliriz) oradan döndük. Çok da yorulmuştum. Rıdvan abi ve Haluk abi beni eve bırakıp Bodrum'a geçtiler. Erhan abi de bizimle gelmişti. Ben çok yorulduğum için biraz uzanayım dedim. Ve bu arada Erhan abiyle sohbet ettik. "Erhan abi sen de karşıdaki divana uzan" diye çok ısrar ettiysem de razı edemedim :)
Akşam üstü Erdal Bodrum'dan döndü. Şiraz üzümlerimizden biraz üzüm işledik şarap için. "Erhan abi sen bırak" dedim ama, yine de yardım etti. Çok teşekkürler Erhan abi. (Bu bölümün fotoğrafları Erhan abinin fotoğraf makinasında kaldı)



Bunlar da, birazını bugün işlediğimiz bizim Şiraz üzümlerimiz.

Güneş batarken Erhan abiyi uğurladık. O arada Bodrum'dan Mazı'ya dönerken Devlet hanımlar uğradılar. Erhan abinin ardından onları da uğurladıktan sonra, işlenen üzümleri kükürtledim, sonra yemek yedim ve yatağıma uzandım.

Haa, az daha unutuyordum, akşam üzeri sevgili arkadaşım Mustafa Yaşar aradı. Güzel haberler aldım ondan. Kutlarım sevgili dostum.

Ondan biraz sonra da Çetin abi aradı. Sevgili Çetin abim. Gidemedim yanına. En kısa zamanda onu ziyaret etmek istiyorum...

Vee uzun günün sonu. Bir güne bu kadar hareket yeter. THE END. Nokta. SON
.
.

19 Ağustos 2008 Salı

Bugün Biraz Şarap Yapalım Dedik =:)

Bugün biraz şarap yapalım dedik :) Sabah saati 05:30 a kurmuştum ama tam o saatte kalkamadım. Biraz gecikmeli de olsa erken saatte bağın içindeydim. (Her ne kadar yukarıdaki fotoğraflardan anlaşılmıyorsa da -çünkü geç çekildiler- hava aydınlanırken bağın içindeydim) Tek başıma üzüm kesemem bağdan.





Akşamdan çocuklarla (yeğenlerimle) da anlaşmıştık. Onlar da bana yardım edeceklerdi. Üstelik yardım edecekleri için heyecanlıydılar da. Ben tekerlekli sandalyeyle yanaşabildiğim kadar asmanın dibine yanaştım, Mustafa ve Müge salkımları tuttular, ben de kestim ve kasaya da onlar koydu. Yardımlaşma yaptık yani. Ve böylelikle Kalecik Karası üzümlerinin hepsini kestik. Sanırım 80-90 kilo vardı.





Daha sonra imdadıma babam ve Erdal yetiştiler ve Merlot ile Cabernet Sauvignon'ları da onlar kestiler. Erdal için çok kolay ve değişik hatta antrenman gibi olmuştur. Sofralık üzümleri seçerek kesmeye alışmışken, bunları sıradan takır takır kesip geçti.



Neyse işte, üzümleri sabahın erken saatlerinde kesip serin bir yere koyduk. Öğle güneşini yememeleri önemliydi çünkü. Sonra kahvaltı yaptık. Ben e-postalarıma baktım. Bu arada babam ve Erdal da biraz uyudular. Çünkü çok erken kalkmışlardı. Onlar uyurken Erhan Yürüt ve eşi Füsun abla geldiler. Onlarla sohbet ederek Rıdvan abileri beklemeye başladık. Biraz geç kaldılar, ben de bu kadar üzümü akşama kadar işleyebilecek miyiz acaba demeye başladım içimden:) (Hatta üzümün epeyce olacağını bildiğim için Şirazları bile kesmemiştik.) Onları beklerken de işe başlamamıştık çünkü sap ayırıcıyı ilk defa kullanacaktık ve hep beraber kuralım diye düşünüyordum.
.
.
Neyse, biraz geç de olsa Rıdvan abiler geldiler. Rıdvan abiler kimler mi oluyorlar; Rıdvan abi, arkadaşı (ve aynı zamanda ortağı) Haluk abi ve bir diğer arkadaşı Kadir abi. Diğer arabayla da İlter Çelik abi ve yardımcısı geldi. İki araba da üzüm doluydu.
.


Sap ayırıcıyı nasıl ve nereye kuracağımıza ve nasıl çalıştıracağımıza karar vermeye çalışıyoruz. Bu fotoğraf da bööle flu oluvsun. Saalam olanını yanlışlıknan silivmişim gari. Yine de bişele annaşılıyo... (Biraz da buranın şivesiyle yazalım de mi? Yani şöyle demek istiyorum; Bu fotoğraf da böyle flu oluversin. Sağlam olanını yanlışlıkla silivermişim gari. Yine de bir şeyler anlaşılıyor... )

.
.
Haluk abi üzümleri taşıyor. Eskiden de mi üzüm taşıyordun be Haluk abi =:) Sen bu üzümleri böyle isteyerek severek keyifle taşırsın, çalışırsın da, bundan yapılan şarap güzel olmaz mı hiç...
.
.
Erhan abi, Rıdvan abi, Haluk abi ve Erdal iş başında
.
.
Arada üzüm (yenen üzümler Cardinal ve Alphonse) ve incir yeme molası. Kadir abi Cardinal üzümünü çok beğenmiş.
İlter abi daha bir hafta önce şarabı nasıl yapacağız diye sormak için gelmişti. Bu işe bir daldı, pir daldı :)
.
.
Kadir abi sap ayırma ve çatlatma makinasının tamburunu çeviriyor. Haluk abi üzüm beslemesi yapıyor. Erdal da orada bişeyler yapıyor işte :)
.
.
"İş bitmeden yemek yok" dedi Rıdvan abi :) Biz de işi bitirdikten sonra yemek yedik, bu da yemek sonrası sohbeti.
.
.
Erhan abi ve Füsun abla. Onların da bugün burada olmaları çok güzel oldu. Hem Erhan abi çok da çalıştı.
.
.
Bu da günün son fotoğrafı. Üzümler işlendi, yemek yenildi, sohbet edildi ve şaraplar içildi. (İlter bey erken ayrılmak zorunda kaldığı için, o bu fotoğrafta yer al(a)madı.)
.
Kadir abi, çalışma esnasında video çekim yaparken bana; " Evet Mehmet bey, bu yılki rekolte hakkında neler söyleyeceksiniz" diye takıldı. Kendi aramızda bir çekim olsa da, insan yine de heyecan yapıyor:) Özetle dediğim şuydu; "yıl iyi olabilir, kötü olabilir vs. herşey bir yana, bu şarapların güzel olmasını sağlayacak olan en önemli şey, bunu neşe sevgi ve samimiyetle yapmamızdı..."
.
Ve bu gün de böyle geçmiş oldu. Herkes çok çalıştı, zevk alarak çalıştı. Çalışır gibi yapıp kenarda oturan kimse yoktu. Herkese çook teşekkürler.

16 Ağustos 2008 Cumartesi

Şarap Yapma Hazırlıkları, Ziyaret ve Sohbetler...



Bugün öğleyi biraz geçe Rıdvan (Dursun) abi, Haluk (Bermek) abi ve arkadaşları Kadir abi geldi. Aslında sabah çok daha erken geleceklerdi ve biraz Cahardonnay almak için başka bir bağa gidecektik. O üzüm işi olmayınca onlar da erken gelmekten vazgeçtiler ve öğleyi biraz geçe geldiler. Rıdvan abi üzüm presini de getirdi. Bu hafta başında sipariş verirken iki damacana da benim için verelim demiştim, o cam damacanaları ve şarap mayasını da getirdiler. Şarap mayasını Rıdvan abiyle yarı yarıya paylaşacağız. Biraz muhabbet ettik, ardından bağa gittik, biraz üzüm aldık, şaraplıkların durumuna baktık, biraz incir yedik ve sonra biraz daha muhabbet :) Ne güzel yaa... Sonra da hep beraber Çömlekçi'ye Selva-Haluk İşmen'lerin bağına gittik, Selva hanım yoktu, biz de üzümler ne durumdalar baktık ve döndük. Önümüzdeki hafta içinin programını yaptık, beni eve bıraktılar ve Bodrum'a geçtiler.

.
Onlar gittikten biraz sonra da Erhan (Yürüt) abi ve eşi Füsun abla geldiler. Sabah çıkmışlardı yola Ankara'dan, haliyle biraz yorulmuşlar tabi. En son görüştüğümüzden bu yana 3 ay geçti nerdeyse. Dolayısıyla konuşulacak şeyler de birikmiş...
Hava kararmak üzereydi ama şaraplık üzümlere merhaba dememek de olmazdı. Biz de bir merhaba ve hal hatır sormayı esirgemedik. Sonra tekrar muhabbetimize devam ettik. Bu arada Füsun ablanın da yorgunluğu kendini göstermeye başladı. Yolcu yolunda gerek, daha motele varılacak, yerleşilecek. Hafta içinde ve sonunda görüşeceğiz daha...
.
.

10 Ağustos 2008 Pazar

Şaraplık Üzümde Şeker Ölçümü

Bugün öğleden önce Rıdvan (Dursun) abi aradı "evdeysen öğleden sonra sana uğramak istiyorum" dedi. "Tamam, evdeyim" dedim. Aslında geçen hafta içinde gelmeyi planlıyordu. "Var mı Bodrum'dan gelecek bişey" dediğinde, "yok" demiştim ama hemen sonra arayıp, "üzümler olgunlaştı, işlenme zamanları geldi, gelirken sap ayırma makinasını da getirebilir misin?" dedim. Rıdvan abi daha önceden, bunu beraber kullanırız demişti çünkü. Öğleden sonra geldiğinde, "pres ağırdı onu kaldıramadım, sonra bir ara onu da getiririm" dedi.

Biraz internette bişeyler baktık, sohbet ettik. Sonra üzümlerin şeker oranını ölçelim dedik. Bağa gittik bi kaç salkım Merlot üzümü aldık. Bağdan geldiğimizde yüzüm kıpkırmızıydı. Hava çok sıcak ve ben gündüz güneşe çıkmaya alışık değilim. Eve gelince 20 derece soğukluktaki odaya koydum o bir kaç salkımı. Çünkü ölçüm 20 derecede yapılmalı. Sonra üzümleri sapından ayırdık. Rıdvan abi onları ezerek suyunu çıkardı. Ben de 0,5 litrelik bir pet su şişesinin ağız kısmını kestim. Elde ettiğimiz şırayı ona koyduk ve hidrometreyi de içine attık.





Vay vay vaayyy, o da neeee!
Hidrometre 1.120 'yi gösteriyor.
Bunun karşılığı potansiyel alkol olarak 15-15,5 derece.



Hidrometre 1.120 'yi gösteriyor.

Ve işlem tamam :)

Aslında bu kadar zahmete girmeden bu işi yapmanın başka bir yöntemi daha var. Bir digital Refraktometrenin ölçüm yerine üzüm tanesinden bir iki damla su damlatırsanız, Refraktometre sonucu ekranında rakam olarak size gösterecektir..



Kullandığımız hidrometrenin kullanımıyla ilgili açıklamanın bir bölümü ve şıradaki şeker oranına bağlı olarak potansiyel alkol oranını gösteren skala. (diğer fotoğraflarda olduğu gibi, bunun da üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz)
.