8 Nisan 2012 Pazar

Karabaş Otu, Yabani Lavanta, Karan Çalısı, Lavandula stoechas ssp. cariensis

Yaygın ismi Karabaş otu. Yabani lavanta olarak da bilinir. Latince ismi Lavandula stoechas. Ballıbabagiller (Lamiaceae) familyasından çok yıllık bir makilik alan bitkisidir. Boyu 30-100 cm arasında değişir. Dallarının ucunda 3-5 cm kadar uzunlukta kadifemsi dokuda bir çiçek kapsülü, onun ucunda da 6-7 adet yaprakçıktan oluşan mor renkli çiçekleri bulunur.



Halikarnas Balıkçısı, Mavi Sürgün romanında Bodrum'un adı için şöyle der; "Şövalyeler (Sen Jan şövalyeleri) şatoyu (Bodrum Kalesi) havari Sen Piyer'e adadıkları için, adına Petronium dediler. Petronium sözünü Türkçe'de Bodrum'a çevirdiler ki, bu ad, 1. Zefiriya, 2. Halikarnassos, 3. Petronium'dan sonra şehrin dördüncü adıdır. Ne yazıktır ki, apaydın ve masmavi bir yurt köşesi olan bu yer, Bodrum gibi karanlık bir adın kara damgasıyla karara kalmış olsun." Böyle yazmış Balıkçı ama o günden bugüne çok şey değişmiş, Bodrum adı bir marka olmuş kelime anlamının çok önüne geçmiştir.



Halikarnas Balıkçısı yukarıdaki sözlerinin sonunda, "Bodrum gibi karanlık bir adın..." diyor ya, Bodrum'da Karanlık diye de bir yer ismi var. Bodrum'un, Pınarlıbelen köyünün üç mahallesinden birinin ismi. Burası da bizim mahalle. Hiç de albenili bir isim değil. Albeniyi bırakın, Balıkçı'nın da dediği gibi, iç karartıcı bir isim. Ve bunu buraya yabancı olan bir çok kişiden duymuşumdur. Ama işin aslı hiç de öyle değil.




Karanlık ismi Karabaş otundan, diğer bir ismiyle Karan bitkisinden geliyor. Burada yöresel ismi Karan çalısıdır. Kısaca "Karan" denilir. Ve burada çok fazla yetişir. Tıpkı -lik eki alarak "Ceviz" den türemiş, ceviz yetişen yer anlamındaki "Cevizlik" ismi gibi, buranın ismi de, "Karanlık" olmuştur. Olay budur. Hatta, biraz daha ileri gideyim, eskiler Karan değil "Garan", Karanlık değil "Garannık" derler.



Karan ve yine Karanla birlikte yetiştiği sıkça görülen "Çeti" ile ilgili bir yazı web sitemde var. O yazı için araştırma yaparken "Bodrum Yöresinde Halk Tıbbında Yararlanılan Bitkiler" başlığı adı altında Sayın Füsun Ertuğ'a ait bir araştırmaya rastladım. Bu araştırmada Karan için, "Bir diğer endemik tür olan ve adını bu yöreden alan Lavandula stoechas ssp. cariensis (Karabaş otu, Karan, Ana Baba kokusu) 10 reçete ile en yaygın kullanılan bitkilerdendir. Çiçekli dalları çay olarak öksürük ve bronşitte, soğuk algınlığında, baş ağrısı, ayrıca kum sancısı, ülser, mide ve göğüs ağrılarında ve kalp rahatsızlıklarında kullanılır. Alerjiye karşı dalları kaynatılıp suyunda banyo yapılır. Konak, kepek önlemede yararlıdır. Yörede bulunan her iki alt türün de yaygın olarak kullanıldığı bilinmektedir. Çok eski dönemlerden beri kullanılan bir drog olduğu belirtilmektedir" deniliyordu.




Velhasılı, toparlayacak olursak; Burada Karan oldukça fazla yetişir ve buranın ismi de Karan'dan gelmektedir. Karan, tıbbi değeri olan bir bitkidir. Biraz araştırmadan sonra göreceğiniz üzere kullanımıyla ilgili tavsiyelerle karşılaşırsınız. Siz siz olun emin olmadığınız, güvenmediğiniz tavsiyelere itibar etmeyiniz. Nasıl kullanılacağının ve ölçüsünün doğruluğundan emin olunuz.

Başka? Karan endemiktir ve güzel görünür. Bir de, kuraklığa dayanıklıdır ve işlenmeyen arazilerde hızla çoğalabilir.



Epeyce zamandır Karan fotoğrafı çekme niyetim vardı, bugün hava da güzel olunca, Mustafa ile gezmeye çıktık. Hem de fotoğraf çekeriz dedik. Görüldüğü üzere, çektik de.



Buralara gelmeyeli epeyce bir zaman olmuştu. Mustafa'yla etrafı seyrederek yeşillikler içinde sohbet ettik. Mustafa olmasa yalnız başıma buralara gelemezdim. İkimiz bir ekip oluyoruz. Zor Yollar ekibi. Öyle diyoruz.



Burada, etrafı taş kuru duvar, tel çit ve benzeri bir şekilde çevrilerek kapalı bir alan halini alan tarlaya "harım" denilir. Bu da harımın gediği. Bu harımlar en çok bir çoban gerekmeden hayvanların başıboş otlamalarına yarar.

Gelelim gezimizin sonuna; Fotoğraflarını çektiğim Karanların her iki yanında gezgin arıcılara ait arı kovanları vardı. Kendileriyle tanışık olduğumuz arıcılar kovanların uzağındaki bir zeytin ağacının gölgesinde bizi yemeğe ve çaya davet ettiler. İşte tam bu sırada Mustafa'nın sağ gözünün altını arı soktu. Ve Mustafa'cığım hem ağladı hem de bana kızdı. Ama neyse ki arı sokması ona alerjik değil, birazcık şişecek, o kadar. Olmasa iyiydi ama, ne yapalım, arıların da böyle bir huyları var...

2 yorum:

  1. Öncelikle Mutfacığıma kıyamam çok canı yanmıştır pis arı çocuğu mu buldu:) bu arada delikanlı olmuş Mustafan:)

    Benim lavantalar çokmuş :) yabanileride ayrı güzel :) Bodrum da konuşurken kısaltmalar vardır Ege şivesi garanlık en doğrusu:)

    Mustafanla gezmelerin sağlıkla bol olsun Mehmet ,selamlar:)

    YanıtlayınSil
  2. lavantalimon,
    Evet, Mustafa'nın canı o zaman (dün) yanmıştı. Dün akşam bişey de yoktu ama bugün baya şişmiş durumda ve onu çok rahatsız ettiğini söylüyor. Mesajınızı da Mustafa'ya okudum. Teşekkür ediyor, selam söylüyor.
    Yabani lavantalarımız çok ve güzeller :) Garanlık'ın garanları :)
    Benden ve Mustafa'dan selam ve sevgiler..

    YanıtlayınSil