24 Haziran 2010 Perşembe

Teşekkürler Marsel İlhan - Wimbledon 2010


.
Televizyonda yayınlanan bütün tenis turnuvalarını takip ediyorum. Dört Grand Slam turnuvasından Wimbledon haricindekileri (Australian Open, US Open ve Roland Garros) eurosport yayınlıyor. Bu yıl Wimbledon'u da NTV Spor kanalı yayınlayınca eksik kalmadı. Şimdiye kadar, yıllardır hep el alemin tenisçilerini takip ettim. Ama son bir kaç turnuvadır durum değişti, Grand Slamlarde oynayan bizim de takip edecek bir tenisçimiz var artık. Marsel İlhan. Giderek tecrübe kazanıyor, oyununda gözle görülür bir yükselme var. Dünya klasmanında ilk 100'e girmenin sınırlarında dolaşıyor. Bu turnuvadan alacağı puanlarla biraz daha yükselecektir. Hatırı sayılır turnuvalara daha kolay katılacak oralardan topladığı puanlarla bir dahaki Grand Slam turnuvalarına ön eleme oynamadan katılabilecektir.

31 numaralı seri başı Rumen Victor Hanescu ile 2. turda (dün) oynadığı maçı kazanabilirdi bence. Daha maça ısınamadan ilk setin ilk oyununda servisini kırdırması kötü bir başlangıç oldu ve o servis kırdırma yüzünden ilk seti 6-4 kaybetti. İkinci sette de bir servisini kırdırdı, eline geçen servis kırma fırsatını değerlendiremeyince o seti de 6-4 kaybetti. Üçüncü seti çok güzel oynadı. Rakibi de biraz oyundan düşmüştü ve seti 6-3 kazandı. Hanescu tuvalet molası aldı. Artık mola falan sökmez, Marsel'i maçtan soğutamaz, Marsel bu maçı alır diye düşünüyordum. Ama olmadı. Dördüncü seti 6-3, maçı da 3-1 kaybetti ve elendi. Ama olsun şimdilik bu da yeter. İlerde daha üst turlara çıkacak, bence o ışık var Marsel'de. Teşekkürler Marsel, gözüm üstünde...
.
.

5 yorum:

  1. Marcel İlhan.
    İlk defa izledim.
    Gurur duydum.
    Ama.
    "İlk 50 ye zor girer gibime geliyor."
    "Back-hand biraz zayıf."
    "Final vuruşların çoğunu yapamıyor."
    Vay be!
    İyi geldi.
    Trabzon maçı sonrası yaşadığım moral bozukluğundan sonra,maç yorumlama ukalalığım tekrar depreşti:)

    YanıtlayınSil
  2. Eksikleri olsa da, Marsel hızlı gelişim gösteren bir tenisçi.

    Wimbledon'dan alacağı puanlarla ilk 100'e girebilecek sanırım. Böylece büyük turnuvalarda eleme oynamadan ana tabloya girebilecek, orada da bir-iki tur geçtikçe puanlar alacak ve ilk 50 sınıra yaklaşacaktır. Ben adım adım bunların gerçekleşeceğine inanayorum...

    YanıtlayınSil
  3. Elvan ve Marsel! Son dönemin iki önemli sporcusu ve yıldızı parlayınca Türk vatandaşlığına geçirilen iki değerli sporcu. 1980'lerin Naim Süleymanoğlu'nu da unutmamak gerek. Peki biz ne zaman dünya çapında sporcular yetiştirip başarılarının da daim olmasını sağlayacağız? Bu bir hayal olarak mı kalacak hep?

    YanıtlayınSil
  4. Ama Marsel ayrı :) Eğer Türk arıyorsak adam zaten Özbek. "Doğuştan fanatik" diye bir reklam vardı ya, doğuştan Türk yani :) Başarılı olduktan sonra Türk vatandaşlığına geçmiş değil, 5yıl önce Türkiye'ye geldiğinde öylesine bir tenisçi idi.
    Naim Süleymanoğlu geldikten sonra Türkiye'de çok başarılı halterciler yetişti. Halen de başarılarımız devam ediyor. Herhangi bir spor dalında idol olan bir kişi, o spor dalında başarılı sporcuların yetişmesine vesile oluyor. Bu bütün dünyada böyle. Marsel'in bu kadarcık başarısı bile şimdiden Türkiye'de tenise olan ilgiyi artırmış durumda. Güzel günler yakındır :)

    YanıtlayınSil
  5. hala kendini beklenilen seviyede geliştirememiş olması çok üzücü...

    YanıtlayınSil