18 Aralık 2008 Perşembe

Arkadaşlarla Şarap Tadımı



İki gün önce Rıdvan abi aramış ve "Perşembe günü yağmur yağacakmış içerde oturması güzel olur. Hem (kankan) Haluk da seni özlemiş, Kadir'e de haber veririz, sohbete gelsek müsait misin?" demişti. "Bir şişe de Terra Zinfandel getireyim onu tadarız demiş" ve bugüne sözleşmiştik. Hoş beşten sonra, görüşmediğimiz zaman zarfında kimler nerelere gitti, neler yaptı onu konuştuk. Bu arada (evde başka kimse olmadığı için) masaya bir şeyler getirme işi de babama düştü. Ardından yavaş yavaş şarapları açmaya başladık. Açılan her değişik şarabı aynı anda tadarak bildiğimiz kadarıyla, üzerinde konuştuk. Sohbet çok güzeldi, böyle olunca da zaman daha çabuk geçiyor. Ya da bana öyle geliyor :)



Tadına baktığımız şaraplar (açılma sırasına göre);

Barbarossa : İzmir - Kavacık'ta yapılmış bir ev şarabı. Bizim köyden bir abimizin (Yaşar Yılmaz'ın) tanıdığıymış bunu yapan kişi. Yaşar abi, benim de evde şarap yaptığımdan bahsedince, karşılıklı fikir edinmemiz açısından bana gönderilmiş bu şarap. Ben de karşılığında bir şarap göndermiştim. Umarım benim de Barbarossa'yı yapan kişinin, benim şarabım hakkındaki fikrini öğrenme şansım olur. %70 Alphonse Lavallee, %30 Cabernet Franc üzümünden yapılmış. (Üzerinde Alphonse Reval yazıyordu, ben bu Reval'in yanlışlıkla yazıldığını, aslında Lavallee olduğunu düşünüyorum) Yılı da yazmamasına rağmen, genç olmadığı anlaşılıyordu. Sanırım 3 yaş civarındadır. Rıdvan abiyle bu şarapta deri kokusu algıladık. Rengi kötü değildi, biraz berraklığında problem vardı. Bunun olabileceğini bildiğim için şişeyi üç dört saat önceden dik koymuştum, şarabı kadehlere koyarken de dipteki tortuların karışmaması için azami gayreti gösterdik. Kötü bir koku, hata yoktu şarapta, alkolü iyiydi. Gövdeli değildi. Bitişi çok kısaydı. Hepimiz aynı şeyi söyledik; yutuyorsunuz dilinizin arka kısmına ulaşan bişey yok, ağzınızda hiç bir şey kalmıyor. Ama benim Alphonse'dan yaptığım şaraplardan hiç birisi bu kadar iyi olmamıştı:)

Terra Zinfandel (2006) : Kokladığım(ız)da Zinfandel'in kendine has kokusu alınıyordu. Berraklığı iyi, rengi canlı ama biraz açıktı. Zinfandelin koyu ve morumsu tonları yoktu. Zinfandel'den beklenen yoğunluğa sahip değildi. Bitişi orta ve kolay içimli bir şarap. Rahatsız edici kötü bir koku ve tat yoktu. Meşe kokusu ve tadı algılanmadı, ama bu benim için problem değil, meşe kokusu olmasa da olur.

Terrale Primitivo (2003) : Ben Primitivo'nun bir üzüm çeşidi olduğunu bilmiyordum. Rıdvan abi üzüm çeşidi olduğunu söyledi. Önce bunun üzerinde biraz fikir yürüttük ve tartıştık. Şarabın arka etiketindeki metinin içinde "Shrah'tan yapılmıştır" yazmışlar. Rıdvan abi hemen bilgisayarın başına geçti ve Primitivo'nun İtalya'da Puglia'nın önemli bir üzümü olduğunu bularak oradan okudu. Hatta Primitivo'nun DNA'sıyla, (Kaliforniyalı) Zinfandel'in DNA'sı birbirini tutuyormuş. Ancak yetiştikleri bölgelerden dolayı zamanla aralarında klonal farklılıklar oluşmuş. %13,5 alkollü bir şarap. Rengi canlılığını kaybetmiş ve açılmaya başlamış. Bitişi iyiydi. Rahatsız edici bir şey yoktu şarapta. Haluk ve Kadir abi o kadar da beğenmediler. Rıdvan abiyi ise bilirim, yıllanmış şarabı sever.

Garova Zinfandel (2007) : Evde kendimiz için yaptığımız şarabımız bu. Beğendik... = :)

Ve en son olarak da yeni yapılmakta Şiraz'a baktık...
.
.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme