19 Mayıs 2013 Pazar

Füsun - Erhan Yürüt ve Misafirlerinin Garova'yı Ziyareti

Erhan (Yürüt) abiler ve onların Antalya'dan gelen misafirleri Dr Mustafa Temimhan ve Osman Sır geldiler bugün. Dr Mustafa Temimhan'ı ilk olarak internet üzerinden tanımıştım. Üç yıl önce de yine Erhan abilerde yüzyüze tanışmıştık. Osman Sır'la da o zaman tanışmıştık. 1 ay önce de Fethiye/Yeşilüzümlü Kuzugöbeği Mantarı Festivalinde görüşmüştük. Orada bize ev sahipliği yapmışlardı.

Dr Mustafa Temimhan, Antalya Şarap Kulübünün kurucusu ve başkanı. Haliyle biz de, bugünkü ziyaretlerinde bir yandan bizim şaraplardan tattık, bir yandan da bağ ve şarap konusu ağırlıklı sohbet ettik...   

4 Mayıs 2013 Cumartesi

Gambilya Doğal Mutfak'ta Bağ ve Şarap Konulu Sohbet

Gambilya Doğal Mutfak, yöresel yemek ve ürünlerin sunulduğu bir Cafe.İşletmecileri de Lale ve Selahattin Erkanlı. Daha Cafenin açılış aşamasında, ileride doğa ve yöresel konulu sohbet toplantıları düşündüklerini söylemişlerdi, bana da, bağcılık ve şarap konusunu sen anlatır mısın? demişlerdi.    

Ve işte, ara ara lafını ettiğimiz toplantımız bugündü. Erhan abi ve Füsun ablayla beraber, anlattık, soruları cevapladık, sohbet ettik...


Gambilya, bizim buralarda yetişen, burçak ve bezelyeye benzeyen bir baklagil bitkisi. Favası çok güzel oluyor. Cafe, ismini bu bitkiden alıyor ve burası gambilya favası başta olmak üzere, yöresel yemekleri ve doğal ürünleri bulabileceğiniz, şirin bir bahçesi olan, çiçekler ve bitkiler arasında oturup keyifle yemek yiyip, çay-kahve içilebilecek güzel bir yer... Bodrum'da, Eski Hükümet Sok. No: 62 'de. (Kaymakamlık binasının arkası)

2 Mayıs 2013 Perşembe

Theangela Antik Kenti Yakınlarında, Kale Dağında Piknik

Kale Dağına kazadan önceki tekerlekli sandalyesiz dönemde, sanırım 1997-1998 lerde yürüyerek çıkmıştım bir keresinde. Yalnızdım ve düşüncesizliğimden dolayı tehlikeler atlattığım, biraz da aptalca bir maceraydı. Kazadan sonra da Nail abiyle çıkmıştık bir kere. Son zamanlarda da "gidelim" diye konuşuyorduk ama hep kalıyordu. Bir kaç gün önce Mathias Müller'den bir email almıştım, Mazı'da tatilde olduğunu ve bizi ziyaret etmek istediğini, Perşembe günü bir piknik yapacaklarını ve piknikten sonra uğramak istediklerini, müsait olup olmadığımı soruyordu. Mathias İsviçre'den ve ona da Rolf Sigg bahsetmiş benden ve Garova'dan.  


Hemen ardından yazdığı emaille beni de davet etmişlerdi pikniğe. Gidip gidemeyeceğim tam belli değildi. Bunu konuştuğumuz arkadaşlarım, kendilerinin de gideceklerini ve beni de alabileceklerini söyleyince, "tamam" dedim. Ama geleceğimi onlara yazmamıştım, beni orada görünce sürpriz oldu. Dönüşte de bize geldik hep beraber ve biraz da bağ ve şarap sohbeti yaptık, şarap tattık...

Kale Dağının, aşağılardan, Garova'dan görünüşü. Her daim bu dağın eteklerindeyiz. İyi ki de böyle. Seviyorum Theangela antik kentinin ev sahibi bu dağı ve bu dağın eteklerinde olmayı. Bu dağın kuzey yamacındayız ve bu da bağlar için çok iyi. 

Karaova'nın Kale Dağı'ndan görünüşü. Hemen aşağılardan karşı dağlara kadar Karaova. Sol tarafta görünen dağın arkası Güvercinlik ve daha arkasında Didim tarafları. Bu fotoğraftaki bakış istikametinin tam arka yönünde Yalıçiftlik ve daha ilerisinde Datça var. Birçok yere hakim bir nokta burası.

25 Nisan 2013 Perşembe

5.Masters Of Wine Weekend İstanbul

Dünyanın en ünlü 7 Master Of  Wine’ı İstanbul’a geliyor, Türk şarapları yeniden dünya vitrinine çıkıyor.


Türk şaraplarının dünya haritasındaki konumunu belirlemek amacıyla Veritas tarafından düzenlenen ve yerli üreticilere şaraplarını dünya genelindeki az sayıda ‘Master Of Wine’a sunma fırsatı veren “Masters Of Wine Weekend İstanbul”, 5. yılında yine şarabın üstadlarını Türkiye’de buluşturuyor.  2009 yılında ilk Master of Wine’lardan Jancis Robinson'un Türkiye ziyaretiyle başlayan “Masters of Wine Weekend Istanbul”un beşincisi, dünyaca ünlü 7 Master Of Wine’ın katılımı ve genişletilen programıyla 3-7 Mayıs 2013 tarihlerinde The Marmara Taksim'de gerçekleşecek.

Dünyanın tanıdığı 7 Master Of Wine

5. Masters Of Wine Weekend İstanbul’un dünyaca ünlü konukları şöyle:
The Times'ın şarap yazarı ve dünyada en çok tanınan Master of Wine'lardan biri olan Tim Atkin; Christie’s Amerika ve Christie’s Asya Başkanlıklarını yürüten Charles Curtis; International Wine Challenge eş başkanlarından Peter McCombie; Dünyada hem Master of Wine hem de Master Sommelier ünvanlarına sahip 3 büyük üstattan biri olan Ronn Wiegand; Yirmi yıldır İngiltere’de nadir ve kıymetli şarap ithalatçılarına danışmanlık yapan Sarah Abbott; Mahzenlerindeki 2,5 milyon şişe şarap stoğu ve 35 milyon Euro cirosuyla dünyanın en büyük şarap perakendecilerinden biri olan Millésima ortaklarından Roger Bohmrich; Balkans Wine Competition, Ultimate Wine Challenge ve Starwine Competition jüri üyesi olan ve New York Astor Center'da şarap eğitimlerini sürdüren Christy Canterbury.

5. Masters Of Wine Weekend İstanbul’da ayrıca tüm şarapseverlerin katılımına açık tutulan MasterClass oturumlarında, dünyanın en nadir ve kıymetli şaraplarından 60’ı açılacak. Bu çok özel şarapların 30’u  Wine Spectator ve ABD'li ünlü şarap eleştirmeni Robert M. Parker'dan 100 üzerinden 100 tam puan alan şaraplar. 32 yıllık meslek hayatı boyunca tattığı yüz binlerce şaraptan sadece 204'üne 100 tam puan veren Parker’ın bu olağanüstü şarap seçkisi, şarapseverlere benzersiz bir deneyim sunacak. 4-5 Mayıs günleri  gerçekleşecek olan ve dünyanın en kıymetli ve nadir şaraplarının büyük ustalarla beraber tadımının yapılacağı bu özel oturumlar, hazırlanan özel davetiyelerle hediye de edilebiliyor.

5. Masters Of Wine Weekend İstanbul katılım koşulları ve tüm programa dair ayrıntılı bilgiye www.mwistanbul.com sitesinden ulaşılabilinir.

21 Nisan 2013 Pazar

5. Yeşilüzümlü Ve Yöresi Kuzugöbeği Mantar Festivali

Fethiye'nin Yeşilüzümlü Beldesinde düzenlenen Kuzugöbeği mantar festivalinden üç yıl önce haberdar olmuştum. Her ne kadar gidememiş olsam da internet üzerinden takip ediyordum. Festival düzenleme komitesinde yer alan Mustafa (Temimhan) bey, yaklaşık bir ay kadar önce Erhan (Yürüt) abiyi aramış, onları ve beni bu yıl 5.si düzenlenen festivale davet etmişti. Erhan abi, "gider miyiz?" dedi, ben de, "gidelim abi" demiştim.

Yeşilüzümlü beldesi, Fethiye'ye 17 km uzaklıkta. Etrafı çam ağaçlarıyla kaplı güzel bir yoldan ulaşılan, çam ormanları içerisinde, doğal güzellikleri bozulmamış bir yerleşim yeri. Nüfusu 3650 olan ve Geyran dağı olduğunu öğrendiğim bir dağın eteklerinde deniz seviyesinden 500 m yükseklikteki bir ovada yer alan Yeşilüzümlü, Fethiye’nin yaylası konumunda. Yeşilüzümlü'nün hemen yakınında da Kadyanda antik kenti mevcut.

Kuzu Göbeği : Bütün dünyada bilinen en değerli mantarlardan biridir. Bir sap üzerinde bal peteğini andıran kahverengi şapkası ile kolayca tanınır. Ülkemizde 20'den fazla türle tanınan Morchella cinsine ait türler kızılçam ormanlarında, orman açıklıklarında, yol ve akarsu kenarlarında, bitki örtüsü yanmış arazide ilkbaharda yetişmektedir. Kuzu göbeği ya da Göbek isimleriyle bilinen bu mantar aynı zamanda ihraç da edilmektedir.

Yeşilüzümlü'ye 1995'te gitmiştim bir kere. Oraya tekrar giderken, minibüsten indiğim, bir kaç büyük ağacın olduğu meydan aklımdaydı hep. "Acaba doğru mu hatırlıyorum" diyordum, oraya varınca, "evet, işte burasıydı..." dedim. 

Yeşilüzümlü, adından da anlaşılacağı üzere, ismiyle müsemma, "üzümlü" bir yer. Dolayısıyla da, festival programında yer alan konuşmalardan biri Bağcılığa ayrılmıştı, konuşmacı da bendim.  

Saat 11:30 civarlarında varmıştık Yeşilüzümlü'ye. Kısa bir süre dinlenip, konuşmamı yaptıktan sonra sıra etrafı  gezmeye gelmişti. Etrafta çok güzel dokunmuş kumaşlar ve bu kumaşlardan yapılmış ürünler vardı. Bu dokumanın adının "dastar" olduğunu öğrendim. Yeşilüzümlü Belediyesinin web sitesinde "dastar" için şöyle yazılıyor; "Yeşilüzümlü, ”DASTAR’’adı verilen dokumalarıyla da ünlüdür, Dastar, yörede kamçısız tezgah kullanılark ağartılmış pamuk ipliği ile tercihen üzerine aynı renk iplikten desenlerin atıldığı karakteristik bir dokuma cinsi. Geleneksel yöntemlerle dokunan Dastar; pamuk, yün ya da ipek iplikler kullanılarak yapılıyor. Birçok evde, aile yadigarı tahtadan yapılma Dastar tezgahları hala korunmakta ve bu tezgahlarda topak yanış, sulu yanış, sülük yanış, çengel yanış, kilim yanış, yılan yanış, deve boynu, çomak gibi motifler kullanılıyor."

Çok güzel folklor gösterileri ve mini bir defile izledik... 

Bugün festivalin 3. ve son günüydü. Kuzugöbeği mantarıyla ilgili faaliyetler daha çok 1. ve 2. günlerdeydi. Bunlar da hem kurutulmuş hem de taze kuzugöbekleri.
Not : Blogtaki fotoğrafları büyük olarak görmek için üzerlerine tıklayınız.

Beldenin adı Yeşilüzümlü olunca ve bu kadar da üzüm üretiliyor olunca, haliyle amatör olarak ev şarabı da üretiliyor. Yöre insanları tarafından yapılan amatör ev şaraplarının değerlendirildiği yarışmada, başarılı olan şaraplar seçildi ve (varsa) şaraplardaki hataların ne olduğu söylendi...  

Festival programı tamamlandıktan sonra, günün sonuna doğru, ayrılmadan önce son sohbetler... Mustafa (Temimhan) abi ve arkadaşı Osman abi önümüzdeki günlerde Bodrum'a gelecekler, "o zaman görüşmek üzere..." dedik. 

Yeşilüzümlü'nün hemen karşısındaki dağların dorukları karlıydı. Öğle saatlerinde ve öğleden sonra güneşli sıcak bir hava varken, Yeşilüzümlü'nün eteklerinde bulunduğu daha yakındaki dağların zirvelerini akşama doğru sis kaplamaya kaplamaya başlayıp, dağın zirvesiyle bulutlar birbirine karışınca hoş bir görüntü oluşmuştu benim açımdan. Bir süre sonra da hafif bir yağmur başladı ve biz Yeşilüzümlü'den yağmur eşliğinde ayrıldık... 
Bir de, öğleye doğru Fethiye'ye gelirken uzaktan görünen, sanırım Babadağ olsa gerek, hafif bir sis tabakasıyla zirvesi gökyüzüne karışan dağ oldukça etkileyiciydi, bunu da söylemeden geçmek istemiyorum.

Gün batımı eşliğinde dönüş yolundaydık... Fethiye-Göcek-Dalaman-Köyceğiz-Akyaka-Muğla-Yatağan ve sonrası bizim bu taraflar. Yol güzergahında bazı yerlerde yol yapım çalışmaları olmakla birlikte, yollar iyi, rahat. Benim aklımda hep Fethiye yolu virajlı ve biraz sıkıntılı diye kalmıştı. Demek ki oralar Göcek tünelinin olduğu bölümmüş. Tünel açılınca virajlı yol falan kalmamış, sadece bir kaç dakikada dağın bir tarafından girip diğer tarafından çıkıyorsunuz. Tünelin girişine yakın bir yerde gişe görünce, "burda otoban da yok, bu gişe de ne" demiştim, sonradan anladım, tünelden geçiş ücretliymiş.
Köyceğizde yol kenarında portakal satılan tezgahlardan birinde durup, portakal ve limon aldık. Yavaş yavaş hava da kararmaya başlamıştı...   


Birinci ve ikinci günlerde orada değildim ve görmemiş olsam da, sadece son günden bile gördüğüm kadarıyla, çok başarılı, katılımın, ilginin yoğun olduğu bir festivaldi. Benim beklentimin üzerindeydi. Emeği geçen ve destek veren herkese teşekkürler... Yeşilüzümlü Beldesi de, tekrar söylüyorum, çok güzel bir yer... Vee, hem gidişimiz hem de dönüşümüz, çok güzel bir yolculuktu. Bu keyifli, Fethiye/Yeşilüzümlü seyahati için Erhan abiye ve Füsun ablaya çok teşekkürler...
  
Son olarak, Yeşilüzümlü Beldesinden bir bağ fotoğrafı da olsun isterdim, ama bunun için vaktim ve fırsatım olmadı.
Kuzugöbeği mantarına ve toplanmasına dair CNN Turk'ten güzel bir video için tıklayınız.