19 Aralık 2011 Pazartesi

Üzüm, Üzüm Çekirdeği ve Faydaları

Üzüm, yararlı mıdır? Ona ne şüphe... Yararlı maddelerin çoğu da kabuğunda ve çekirdeğinde toplanmıştır. Son yıllardaki araştırmalarda da özellikle siyah üzümün daha yararlı olduğu ortaya çıkmıştır. Üzümün kabuğunda resveratrol denilen bir madde bulunur ve siyah üzümün kabuğunda daha fazladır.



Resveratrol en yoğun olarak siyah üzümün kabuğunda bulunan bir non-flavanoiddir. Daha az oranda çekirdeği ve sapında da bulunmaktadır. Üzümün, kendisini başta mantar enfeksiyonları olmak üzere, soğuk hava koşulları, ultraviyole radyasyon ve patojen mikroorganizmalara karşı korumak amacıyla salgıladığı fitoalexin grubu bir bileşiktir. Fitoalexin terimi eski Yunandan günümüze kadar kelime anlamı itibariyle "koruyucu" ve "savuşturucu" anlamında kullanılmıştır. (Kısaca, "iyi bişeydir" diyebiliriz)

Resveratrolün, antioksidan, antiviral, antimikrobiyal, kolesterol düşürücü etkileri bulunmaktadır. Bunu ben demiyorum, araştırma sonuçları öyle diyor...

Hal böyle olur da kozmetik sektörü bu duruma el atmaz mı? Tabi ki atar. İlgilenenler üzüm çekirdeğinden yapılmış kozmetik ürünleri, kremini, şampuan vs. sini bulacaklardır.



Armudun sapı, üzümün çöpü, bir de üzümün çekirdeği :)

Dönem dönem bazı yiyecek ve içecekler medyada çok öne çıkar, bilirsiniz. Flaş, flaş, flaş... Şu, şu, şu sebzeleri yiyenler, şu hastalığa daha az yakalanıyorlar. Vay efendim bu faydaları var, aman efendim daha neleri var... Medya ne yapsın, onlara da konu lazım.

Şimdi ben de o dediğim durumlara düşmeyeyim. Bu kadarını yazdım, yeter. Öyle uzun uzadıya yazmaya gerek yok. Üzüm çekirdeğinin faydalarını da zaten yazanlar yazmış. İnternet bu yazılarla dolu. Çok merak edenler oralardan bulur okurlar... (bi zahmet)



Ben derim ki, (aslında bunu da ben demiyorum ya, hadi neyse) üzümü yerken çekirdeğiyle yemek lazım, ama çekirdeğini ezerek (yani çiğneyerek) yemeli. İyi de, ben çekirdeğiyle üzüm yemeyi pek sevmem. Hiç yemem demiyorum ama, her zaman da çekirdeğiyle yemem. Ben de kurutulmuş çekirdeği ezerek, un haline getirerek ve balla karıştırarak yerim (dedim). Faydalı mıdır? Ne bileyim, araştırmalar faydalı diyor (zaten üzüm çekirdeğinden hazırlanmış extratlar var), en azından zararlı olmadığı kesin. Hazır, şarap yaparken posadan çıkan bu çekirdekler de olduğuna göre, üzümle beraber yiyemediğim çekirdekleri sonradan da olsa yemek lazım artık. Ne diyordu bir zamanların meşhur fındık reklamında, yersen... Pardon, yersem :)

2 Aralık 2011 Cuma

Şarap Tadımı / Yazar : Prof Dr. Ertan Anlı



"Şarap Tadımı" üzerine bir kitap yazmakta olduğunu 6-7 ay kadar önceki ilk ziyaretindeki sohbetimizde söylemişti Ertan hocam. Aslında benim açımdan buna bir müjde demek daha doğru olurdu. Zira, şarap tadımını anlatan (dilimizde yazılmış ya da dilimize çevrilmiş) bir kitap yoktu. En son ziyaretinde, kitabın baskıda olduğunu ve bir dahaki gelişinde bana bir kitap getireceğini söylemişti. Kitap çıktı ve ben Ertan hocamın gelişini beklemeden aldım. Ertan hocam da geldiğinde imzalar artık.

Peki, "Şarap Tadımı" nasıl bir kitap ve nelerden bahsediyor? Bunun için önce arka kapakta yazılanlara bakalım; "Prof Dr. Ertan Anlı'nın bilimsel çizgiden kopmadan şarabın popüler kültürdeki yönüne de dikkat çekerek yazdığı Şarap Tadımı, şarap hakkındaki bilgilerini derinleştirmek isteyen amatör şarapseverler için eşi bulunmaz bir rehber...

Kitaba şarabın tarihsel sürecini anlatmakla başlayan yazar, şarabın yapısından şarap üretimine kadar olan aşamaları, şarapta algılanan aromaların kimyasal yapılarını, duyusal analiz ve tadım tekniklerini, şarap tadım terminolojisini, şarapta görülen kusur, hata ve hastalıkları ve buna benzer daha birçok konuyu ele alıyor.

Dünyada ve Türkiye'de üretilen kaliteli şaraplık üzüm çeşitlerinin yanı sıra, şarap-yemek uyumu için örnekler de bulabileceğiniz Şarap Tadımı, şarabın saklanması ve sunumu hakkında da bilgi veriyor."

Evet, arka kapakta da yazıldığı gibi kitapta, şarabın üretimi, şarabın genel kimyasal bileşimi, koku alma, şaraptan alınan kokular, şarabın fenolik yapısı, şarapta görülen kusurlar, tadım terminolojisi gibi daha birçok konuda bilgiler mevcut. Şarapla amatör olarak ilgilenenler için de, ciddi düzeyde ilgilenenler için de faydalı olacak bir kitap. Ben, bu kitaptan bilmediğim birçok şeyi öğreniyorum, bazı bildiklerimi de daha derinlemesine öğreniyorum. Öylesine okuyarak geçmiyor, bir öğrenci edasıyla kitaba çalışıyorum...

Bu güzel kitap için teşekkürler Ertan hocam...


28 Kasım 2011 Pazartesi

Bağın Aslanı

Bir aslan miyav dedi, minik fare kükredi, fareden korktu kedi, kedi pırr, uçuverdi :) Yalan mı? Tuhaf mı? Yoksa inanmadın mı?



Benim kedim kükremez ama fareden de korkmaz :) Canı sıkılınca gidip bağın içinde gezip geliyor. Oralarda kafasına göre avlanmaya çalışıyor, avlanıyor. Ee, arada bir özüne dönmek, geçmişini hatırlamak gerek :)



Aslanım benim :) Heykel gibisin maşallah... Sanki, aslanlı yolun aslanı...



Güneşe karşı oturmuş, keyif yapıyor. Bir de kendisi, bizatihi manzaranın bir parçası oluyor tabi :)




25 Kasım 2011 Cuma

Bağlarda Sonbahar / Sonbaharda Bağlar



Günler ne de çabuk geçiyor. Yaz bitti, üzümler bitti. Sonbahar geldi. Ben yazmayalı bile ne kadar oldu. Bütün suç benim değil, zaman çok hızlı akıyor. Bi dee, araya hafiften bir rahatsızlık durumu girmeseydi yine de bu kadar uzamazdı. Neyse ki geride kaldı. Sağlık hiç birşeye benzemiyor. Üzerine çok konuşulur ama bu konuda söylenebilecek en güzel sözü Muhteşem Sülüman söylemiş zaten; "Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi." Var mı daha ötesi?..

Kaç gündür fotoğraf çekecek oluyorum, ya bişey mani oluyor, ya hava güzel olmuyor. Sonra çekiyorum ama çektiğimi beğenmiyorum, hareket imkanım kısıtlı olduğu için istediğim yükseklikten, istediğim açıdan çekemiyorum çünkü. Bir dee, önceden çekilmiş yukardaki gibi bir bağda sonbahar fotoğrafı olunca, başka fotoğrafları da kolay kolay beğenemiyorum. Bu fotoğraf 2007'nin Kasım ayının 20'lerinde bir yağmurun hemen ardından çekilmişti.



Bağdaki asmaların yapraklarında yeşilden kahverengiye kadar renklere rastlamak mümkün. Hele bir de güneş vurunca renkler çok daha güzel görünüyorlar.

Belki çok klasik olacak ama ben her mevsimi seviyorum. Ajda'nın söylediği şarkılardan birindeydi galiba, ne diyordu şarkıda, "her yaşın ayrı bir güzelliği var..." Aynen öyle işte, her mevsimin de ayrı bir güzelliği var. Hele bu mevsimleri bağda yaşıyorsanız...



Bunlar da sanki bekçi kalmış gibiler. Ne kuşlar yemiş, ne arılar yemiş. Netice itibarıyla, bağ üzümsüz kalmaz...




Bağın bazı bölümündeki asmaların yaprakları daha çabuk dökülürken, bazı bölümdekilerin yaprakları daha geç dökülüyorlar. Bunun sebebi, arazinin yapısındaki farklılıklar, toprak yapısındaki farklılıklar, üzüm çeşi farklılığı, asmanın yaşı gibi faktörlerdir.


7 Kasım 2011 Pazartesi

Prof Dr. Ertan Anlı Hocam ve Umut (Ülkümen) Beyin Ziyareti, Sohbet ve Şarap Tadımı

Karaova içerisinde Mumcular'da (Mumcular yakınları da diyebiliriz) bağ sahibi olan, bağcı komşumuz Umut Ülkümen Bey ve arkadaşı Ankara Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümünde Şarap Kimyası ve Teknolojisi Hocası olan Prof Dr. Ertan Anlı Hocam ilk olarak geçen Mayıs ayında gelmişlerdi ve tanışmıştık.



Umut beyle ara ara telefonlaşıp Bağcılık ve şarap konusunda sohbet ediyoruz. Ertan hocam Bodrum'a geldiğinde ise beraber beni de ziyarete geliyorlar. Geçen bayramda da görüşmüş, bağda gezmiş, şarap tadımı yapmış ve sohbet etmiştik. Bugün de, zamanı kısıtlı olmasına rağmen beni ziyarete zaman ayıran Ertan hocama ve Umut beye çok teşekkürler...



Çok severek takip ettiğim ve yeni yazılarını sabırsızlıkla beklediğim "Tadım Notları" adında bir blogu da olan Ertan hocamla şarap tatmak ve şarap sohbeti yapmak çok keyifli ve öğretici. Umut bey ise, şarapla ciddi manada tanışmasına ve ilgilenmesine vesile olan Ertan hocanın yanında her ne kadar daha çok dinlemeyi tercih etse de, Bağcılığa ve şaraba müthiş ilgili bir kişi. E haliyle böyle bolunca da sohbet bitmesin istiyor insan...