10 Eylül 2009 Perşembe

Milas/Karacahisar Köyü Gezisi

Epeyce zamandır, "bir gün seni bizim köye götüreyim" diyordu Haluk (Akbatur) abi. Dün (9 Eylül) oraya gittik ve bu yazıyı da dün yazacaktım aslında. Ama akşam saatlerinde eve dönüp yemeği yedikten ve ardından da milli maçı izledikten (ve kahrolduktan) sonra uyuyup kaldım. Yazı da bugüne kaldı.



Karacahisar'a Mumcular yönünden gidilirse; Mumcular, Bayır (Mumcular'ın mahallesi), Kısırlar, Söğütçük, Karacahisar istikameti takip ediliyor. Mumcular-Karacahisar arası 17 km. Karacahisar-Milas arası da 20 km. Karacahisar'ın nüfusu 800 imiş. Köyün çok yakınından bir dere akıyor. Bu derenin içinde "Su Çıkan" denilen bir yer var ve burada derenin içindeki gözlerden su çıkıyor. Meşhur "Uyku Vadisi"nin suyunun kaynağı da burasıymış. (Uyku Vadisi bağlantı 1, bağlantı 2 )



Haluk abi, göz doktoru ve sualtı fotoğrafçısı. Üniversitede doçent olarak çalışıyorken ve Prof.luğuna az bir süre kalmışken Üniversiteyi bırakmış. Kimse inanamamış :) "Ben yediğim meyvelerin çekirdeklerini hiç atmaz, evdeki saksıların içine dikerdim hep, balkon fidanlarla dolmuştu" diyor. Hal böyle olunca, kendini doğaya atmak kaçınılmaz olmuş onun için. "Meyvelerimi, sebzelerimi yetiştireyim, kendi bağım olsun ve kendi şarabımı yapayım" diyor. "Ferrarisini satan bilge" onu tanısa, "breh, breh, breehh" derdi heralde :)



Bağ arazisine çok hakim bir noktadaki evin böyle çok şirin bir de balkonu var. Bana da orada biraz keyif yapmak kaldı :)



Balkonda şezlong sefası da yaptım. Aşağıda dere kenarında hamak da vardı ama oraya kadar inmek, sonra da hamağa atlamak beni aşıyor biraz:) Ilık sonbahar güneşinin altındaki şezlong sefama bu minik kedi de ortak oldu. Normalde kedilerle bu kadar içli dışlı değilimdir ama bu ufaklık usul usul geldi ve buraya yatıp uyumaya başladı, ben de bir süreliğine keyfini bozmadım...



Tahtadan oyulmuş bu tekne (aslında özel bir adı vardı ama unuttum) öylesine bişeymiş gibi görünüyor ama, bakmayın öyle göründüğüne, aşağı yukarı 100 yıllıkmış, bir başka deyişle, asırlık :) İçerisinde üzüm (ve benzeri) şeyler ezmeye ve suyunu çıkarmaya yarıyor.



Bu ufaklık da, Haluk abinin komşusu Burhan beyin Sibirya Kurdu. Tabi şu haliyle kurtluktan eser yok :) Daha çok bir kedi yavrusuna benziyor.
.


Etrafı çam ormanları, biraz zeytin ve dere kenarındaki çınar ağaçlarıyla, erguvanlarla kaplı bu arazi geleceğin müstakbel bağı :)

.
Az sayıdaki bu asmalar da, kurulacak olan bağın keşif kolu :)
.
.

8 yorum:

  1. nasıl keyifle kurulmuş bağ, bahçe, ev.ağızlarının tadı bozulmasın, maden falan tehdit etmesin. ne zaman bu kadar bakir doğa görseler üşüşmekteler zira!

    YanıtlayınSil
  2. bizim buralarda yağmur, sağanak diz boyu. sizin oralarda günlük güneşlik keyifli bir gün geçirmenize sevindim. (maaşallah) :)

    şu ezme teknesi tamamen yekpare mi? ve ne ağacından yapılıyormuş biliyor musunuz?

    YanıtlayınSil
  3. Şimdiye kadar yağmur yoktu ama, bu gece çok yoğun bir yağmur var. Meteorolojik veriler yarın gündüz de yağmurlu diyor.
    Karacahisar gezisine gelince, hem hem hava güzeldi, hem de güzel bir gün geçirdim...

    Ezme teknesi tamamen yekpare ve bizim burada "pinar" dediğimiz bir ağaçtan yapılmış. Bu ağaç meşe familyasından bir ağaçtır ve çok sağlamdır.
    Bu ezme teknesi bize de güzel bir fikir verdi, daha derini yapılabilir dedik. İlla tek parça da olmasına gerek yok, bir kaç parça birleştirilerek de yapılabilir.

    YanıtlayınSil
  4. Fotoğraflardan anlaşılıyor ki Haluk Hoca'nın yeri güzel bir yamaçta bulunuyor. Mahzen için şimdiden planlama yapmasında yarar var, kendi bağından kendi şarabını yapmanın tadı, mahzen de olunca bir başka oluyor.
    Ankara'da bulunduğum yıllarda Haluk Hoca'yla, bir kaç kez aynı grupta dalmaya gitmiştik, sualtında fotoğraf çekmek için fotoğraf makinası haznesi yapan çaylak dalgıç diye anımsayacaktır.
    Mahzen düşünürse yardımcı olurum.
    Sevgiler ve selamlar.
    Baha

    YanıtlayınSil
  5. Baha hocam merhaba,

    Haluk hocanın yeri güzel bir yamaçta bulunuyor, mahzen için de çok uygun. Kendisi de bunun ilk adımlarını atmış zaten.
    Ankara'dayken Haluk hoca'yla beraber dalış yap, yıllar sonra da bir arkadaşının blogunda tekrar karşılaş. Boşuna dememişler "dünya küçük" diye :)
    Bunu, Haluk hoca'ya da ileteceğim.

    sualtında fotoğraf çekmek için fotoğraf makinası haznesi yapan çaylak dalgıç ha!!
    güzelmiş :)

    Sevgiler ve selamlar...

    YanıtlayınSil
  6. Mehmet bey.
    Bu güzel doğa harikası yerleri bulup bizlerle paylaştığınız için çok teşekkür ederim.
    Böylesine emek harcanarak cennete dönüşmüş yerleri gördükçe içim gidiyor.
    Umarım en kısa zamanda bizlerede böyle güzellikler nasip olur.

    YanıtlayınSil
  7. Merhaba :)

    Unutmuşsunuzdur beni.

    Oysa geçtiğimiz pazar sizi andım :)

    Ne büyük emekmiş, bir kez daha -ksmen uygulamalı- anladım.

    Sevgiler,
    İçtenlikle,
    Banu

    YanıtlayınSil
  8. Banu hanım merhaba,

    yok yok, unutmadım :)

    katıldığınız bağbozumunu anlattığınız yazıyı okudum. güzel bir bağbozumu olmuş ve siz de çok güzel anlatmışsınız...

    Selamlar, sevgiler

    YanıtlayınSil