ziyarete gelen dostlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ziyarete gelen dostlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Kasım 2009 Pazar

George Simpson ve Kıyıkışlacık (İasos) 'tan Gelen Misafirler


.
George, daha önceki bir görüşmemizde, bir arkadaşının bağ ve şarap yapmak istediğini söylemişti. Bugün öğleden sonra onlar geldiler ziyarete. Müstakbel bağcı dostlarımız diyebiliriz yani :) Bir aksilik çıkmazsa, önümüzdeki günlerde İasos'taki çiftliklerine gideceğiz ve bağ kurulması düşünülen arazinin bu iş için ne derece uygun olduğuna bakacağız...
.
.

13 Kasım 2009 Cuma

Münür Demirci'nin Ziyareti



Münür (Demirci) abiyle nasıl tanışmıştık? Web siteme girmiş ve ordan bana bir mail mi göndermişti, yoksa web siteme girmiş sonra Telekomdan telefon numaramı bulup direkt mi aramıştı :) Neyse, bunlardan biri işte. Sonra da ara ara konuştuk. Münür abi İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Kontrolorü. Bahçeyle uğraşmayı çok seviyor. İki tane bahçesi var. Görmedim ama hakkında konuşuyorduk hep. Bu bahçelerde bir çok meyve ağacı var(mış). Görev için gittiği yerlerden yerel meyve çeşitlerinin fidanlarını topluyor. Tanışmamızın bir vesilesi de bu bahçeler zaten. Ancak bu kadar bahçe merakına rağmen bugün ne bizim bağı ne de bahçeyi gezebildik. Marmaris görevi dönüşü buraya uğramak için, Dalaman yerine Bodrum Milas havaalanını tercih etmiş. Fakat geldiğinde hava kararmıştı. Uçak kalkıncaya kadarki kısa zamanda biraz da olsa sohbet edebildik...
.
.

26 Ekim 2009 Pazartesi

25 Yıl Önce Bağcılığa Başlamamıza Vesile Olan Misafirimiz Muammer Özkan


Babam, ben ve Muammer (Özkan) abi.

Bağcılığa nasıl başladığımızı daha önce çeşitli defalar anlattım, yazdım. En son olarak bir dergide, "Birgün Denizli’nin Çal ilçesinden bir misafirleri gelmiş, Mehmet’in babasıyla beraber arazide gezerken çok büyük bir pinar ağacına sarılmış kalın gövdeli ve sağlıklı bir asma görmüş. Mehmet’in babasına “bu asma kaç yaşında” diye sormuş, babası da, “benim çocukluğumda böyleydi, heralde 100 yıllık vardır” diye cevap verince, misafirleri, “siz burda mutlaka bağcılık yapmalısınız” demiş. 25 yaşındaki ilk parsel bağı bunun üzerine kurmuşlar. Bakmışlar ki bu iş güzel ve bağcılıktan çok hoşlanmışlar, daha sonraki yıllarda diğer parselleri de tesis etmişler." şeklinde yer aldı bağcılığa başlayışımızın hikayesi.

Efendiimm, şimdiye kadar hep "bir misafirimiz" olarak geçen o kişinin adı Muammer Özkan. Niye şimdiye kadar ismini yazmayıp "bir misafirimiz" demişim ki. Neyse, demek ki bugüne kısmetmiş. "Kısmetsiz dayak bile yenmezmiş". Öyle der büyükler. Muammer abi emekli coğrafya öğretmeni, aynı zamanda eniştemiz olur kendisi. Babamın teyzesinin torununun eşi. Denizli'nin Çal ilçesinde yaşıyorlar. Memleket Çal olunca, doğal olarak bağcılığın içinde doğmuş büyümüş. Küçük bir bağ sahibi olmayı çok istemesine ve bağcılığı çok sevmesine rağmen, eşi Fatma ablanın şiddetli muhalefetiyle karşı karşıya :) Bugün hem bağcılık, hem de şarap konusunda epeyce çok lafladık.
.
.

3 Ekim 2009 Cumartesi

Arkadaşım Mehmet Ali Kaptan



M.Ali Kaptan web sitemi görmüş ve bana mail yazmış(tı). Sanırım 3 yıla yakın bir süre önceydi bu. Ve böylece tanışmıştık. Mali bir mavi yolculuk kaptanıymış. Tekneyi karaya çekip bakıma aldıkları kış sezonunda, teknede çalışırken çelik halatın kilidi açılmış ve yüksekten düşme sonucu omurga kırığı meydana gelmiş. Gerisi malum :)

Tanıştığımız günden beri Mali kaptan beni Datça'ya davet eder, ben de hep niyet ederim ama bir türlü eyleme dönüşmezdi, hala da dönüşemedi. Ben de kaptana derdim "gel" diye. Kısmet bugüneymiş (yani dün, 02.10.2009). Kaptanın bir misafiri geleceği için, Bodrum Milas havaalanına onu almaya geldiler, gelmişken de bana uğradılar. Komşusu Tarık abiyle beraber geldiler. Çok fazla vakit yoktu ama, olduğu kadar artık =:)
.
.

28 Eylül 2009 Pazartesi

Gülnar Önay ve Bağcı Komşularımız İşmenler'in Ziyareti



İki gün önce maili gelmişti Gülnar Önay hanımın, dün telefonla konuşmuştuk, bugün de yüz yüze konuştuk :) Malum, devir hız devri :) Gülnar hanım Çiftlik (köy) 'te oturuyor. Meğer oldukça yakınmışız. İki adımlık yer. Hani nerdeyse bağırsan duyulur. Selva hanımla da Lise'den arkadaşmışlar. Bugün Selva ve Haluk İşmen'le beraber geldiler. Şarap eşliğinde bi güzel sohbet ettik...

Gülnar hanım bana çevirisini yaptığı kitaplardan birisi olan Michel Lis - Bitkilerin Serüveni kitabını getirmiş. Teşekkürler...

Ev ve Bahçe Dergisinin sürekli yazarı olan Gülnar hanımın yazdığı kitaplar ise;
BİR BAHÇE KURUYORUM - İnkılap yayınları
BAHÇEM VE BEN - Remzi Kitapevi
DÜNYA ISINIYOR BAHÇEM DEĞİŞİYOR - İnkılap yayınları
99 SAYFADA BAHÇE BALKON ve EV İÇİ BİTKİLERİ Haluk Şahinle Sohbetler - İŞ Bankası Kültür Yayınları
8-12 yaş çocukları için AĞAÇLAR kitabı da yakında çıkacakmış.
.
.

2 Ağustos 2009 Pazar

Nadi Güler ve Arkadaşlarının Ziyareti



Tiyatro sanatçısı Nadi Güler'in daha önceki ziyaretini ve Lelegler'le ilgili belgesel projesini yazmıştım. Nadi abi (Nadi abi, mimar arkadaşı ve onun arkadaşı) bugün de belgesel için Kale Dağındaki Theangela harabelerini gezmek ve biraz da çekim yapmak için gelecekti. Ben oraları iyi bilen bir kişiyle onlara rehberlik yapması için konuşmuştum, onla gideceklerdi. Ancak daha önce oraya çıkan bir arkadaşlarının da telkiniyle, kendi başlarına da oraları gezebileceklerini düşünmüşler ama orman ve çalıların içindeki kalıntıları bulmak zor olmuş ve ancak bazılarını görebilmişler...

Theangela'ya gittikten sonra bize geldiler. Arkadaşlarıyla da tanıştık. Mimar Ahmet bey, Ahmet beyin arkadaşı Emine hanım ve Emine hanımın kızı Defne. Ahmet beyle tanışmamız, diğer tanışmalar gibi klasik bir şekilde, "ben Ahmet, ben de Mehmet" şeklinde oldu. Yalnız daha sonra Nadi abi, Ahmet beyin taş binalar yaptığını söylemişti. Sonra ben, taş bina şaraphane ve mahzen hayalimi de söyledim tabi :) Sonra konuşmamızda bir ara kendisinin "İğdirligil" soyadı geçti. Ben de "haaa, siz Ortakent'teki Kule Ev'i restore eden kişisiniz" dedim :) Mimar Ahmet İğdirligil. Ben de taş evleri ve "Kule Ev" tipini çok beğeniyorum ya, bilmez miyim hiç. Eğer olur da kendi taş binama başlamak kısmet olursa, bina konusunda Ahmet abinin de tavsiye ve yardımlarını alacağım. Ve sanırım bundan sonra da görüşmeye devam edeceğiz Ahmet abiyle, sohbet ve samimi tavırları buna işaret ediyor çünkü. Genç hanım Defne'nin de şaraphaneleri gezmek, organik tarım hakkında geniş bilgi edinmek gibi projeleri varmış. Dolayısıyla bizim buralar, üzüm ve şarap konulu sohbet, o ve annesi Emine hanım için de ilginç bir tesadüf oldu.

Velhasılı akşam üzeri çok da geniş olmayan bir zamana sığan güzel bir ziyaret ve sohbetti. Üzüm yedik ama, şarap tadımını bir dahaki sefere bıraktık. Haa, bir de Nadir abi kendisi ve arkadaşları için üzüm aldı. Geçen Cuma günü Bodrum pazarına üzüm almaya gitmiş, bizim üzüm de erken bittiği için alamamış. Pazar günü geldiğimde alırım demiş babama. Haberini almıştım :) Eşi de bizim üzümleri çok sevmiş, "bu ne kadar güzel bir üzüm böyle" demiş. Eşine ve küçük kızına da burdan selamlar...
.
.

29 Temmuz 2009 Çarşamba

Sevgili Arkadaşlarım Mustafa ve Güven'in Ziyaretleri


Gümüşlük'te Tavşan adasına geçip geldikten hemen sonra.

Dün arkadaşım Mustafa Özden'i uğurladık. Nihayet uzunca bir süre sonra görüşebildik. Mustafa, Bursa'dan Okuldan arkadaşım. Aynı zamanda da ev arkadaşım. Eşi Serap'la da Bursa'dan tanışıyoruz. Küçük Berkay'la ise ilk defa tanıştık. Tekrar görüşmek üzere...



Geçen hafta da Güven'ler gelmişlerdi. Ve maalesef onlar geldiklerinde biraz hastaydım. Güven, eşi Meltem ve Beyza aslında Mustafa'larla beraber geleceklerdi ama program uyuşmadığı için onlar daha önce geldiler. Güven'le de Bursa'dan okuldan tanışıyoruz. Bir de liselerimiz aynı. Liselerimiz aynı ama, lise arkadaşım değil, ben mezun olduktan sonra gelmiş liseye, yani kendisi az biraz çömezim olur :)
.
.

21 Temmuz 2009 Salı

Tiyatro Sanatçısı Nadi Güler'in Ziyareti ve Leleg Belgeseli



Nadi beyle web sitem vasıtasıyla tanışmıştık. Sanırım bir yıl kadar olmuştur. Web sitemin genelini beğenmekle birlikte, Lelegler ve Theangela bölümü özel olarak ilgisini çekmişti. Çünkü kendisinin de kurucuları arasında olduğu Eurasiart derneğinin ve İstanbul Üniversitesinin katkılarıyla, Leleglerle ilgili belgesel çekmek istiyorlardı.
Uzunca bir süreden sonra iki gün önce haberleşmiş ve bugün buluşalım demiştik. Lelegler, Leleg şehirleri, Theangela, yöre hakkında sohbet ettik. Küçük bir de röportaj çektik. Oynadığı diziden (Elveda Rumeli), Makedonya'dan ve daha bir çok şeyden konuştuk...
.
.

29 Mayıs 2009 Cuma

Prof.Dr. Ahmet CANBAŞ Hocanın Ziyareti



Bodrum Ticaret Odası, Bodrum mandalinasından Bodrum gazozu yaptı ve bunda da gayet başarılı oldu. Odanın bu konudaki bir başka girişimi de Bodrum mandalinası şarabı idi. Bu konudaki çalışmayı da Çukurova Ün. Ziraat Fak. Gıda Mühendisliği yapmıştı.

Bugün sabah Bodrum-Ortakent'ten yayınlanan Bodrum Mandalinası konulu Bu Toprağın Sesi programının konuklarından biri de Çukurova Ün. Ziraat Fak. Gıda Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof.Dr. Ahmet CANBAŞ hocaydı. Program bittikten hemen sonra telefonum çaldı ve Ahmet hocanın beni ziyaret etmek üzere yola çıktığını söylediler. Programda izleyince ben de kendisiyle tanışmak istemiştim, ziyareti çok da isabet oldu.

Meyve şarapları ve narenciye şarabı, Bölümün ve kendisinin şarapla ilgili çalışmaları, soğuk fermentasyon, yurtdışı gezilerinden izlenimleri, (benim merakım üzerine) İspanya'daki yaptığı şarap tadımı jüri üyeliği ve sistemin nasıl olduğu, malolaktik fermentasyon, kükürt kullanımı, üzümlerin hasat zamanının önemi, şarapçılığın Türkiye'deki durumu, benim neler yaptığım gibi daha bir çok konuda, Ahmet CANBAŞ hocayla çok keyifli bir sohbet yaptık ve zamanın nasıl geçtiği de anlaşılmadı. Tabi ki şarap da tattık. Tattığımız 2008 'in genç şaraplarının renklerinin olması gerekenden biraz açık olduğunu, biraz da asit algılandığını (ki ben her iki durumun da farkındaydım), burun ve damakta iyi olduğunu söyledi.
.
.

6 Mart 2009 Cuma

Bağda Asma Dallarının Bağlanması Ve Tellerin Gerilmesi

Yine Lodos ve elektrik kesintisi. Aslında çok uzun sürmezdi ama dünkü öyle değildi ve geceyi de elektriksiz geçirmek durumunda kaldık. Böyle olunca dünün yazısı da bugüne kaldı.



Hava lodos ama bir yandan da işlerin yapılması gerekiyor. Mesela asmaların dalları tellere bağlanacak. Babam bir yandan onları bağlarken, Erdal da telleri geriyor. Babamın yanında arkada şekil yapan kişi de amcam :)



Dalların ağırlığı, rüzgar, sıcak falan derken teller gevşiyorlar ve onların tekrar gerilmesi gerekiyor. Telleri sıra başlarındaki makara sistemleri yardımıyla germek daha kolay oluyor ama bu sistem yoksa gücünüze güvenmeniz ve ellerinizle asılarak germeniz gerekir. Aynen yukarda görüldüğü gibi :) Eğer sıralar çok uzun değilse bu da idare eder. Zaten tellerin yay gibi gerilmesine de gerek yok...



Yeni Komşumuz

Öğleden sonra Selva (İşmen) hanım aradı, "bir arkadaşımla bu yakınlardayız eğer müsaitsen sana uğramak istiyoruz" dedi. Berlin'de yaşayan arkadaşı Sema (Yılmaz Karasu) hanım bu yakınlardan (yani bizim köyden) bir arazi satın almış. Ama baya bir yakın, 10 bilemediniz 15 dakikalık yürüyüş mesafesinde. Sema hanım beni internet sitemden de tanıyormuş zaten, bugün yüz yüze de tanışmış olduk. Vakitleri kısıtlı olduğundan çok az durabildiler. Buradan yeni komşumuza tekrar "hoşgeldiniz" diyorum...
.
.

11 Şubat 2009 Çarşamba

Yöremizde Yeni Bir Bağcı


.
Sanırım beş - altı ay kadar önceydi, web sitem vasıtasıyla beni tanıyan, Ankara'dan göz doktoru (ve aynı zamanda sualtı fotoğrafçısı) Doç.Dr.Haluk Akbatur'dan bir mail almıştım ve böylelikle tanışmıştık kendisiyle. Bu taraflara yerleşmek ve bağla, şarapla, zeytinle, toprakla uğraşmak istiyordu. Yer bakmak için daha önce geldiğinde tanışmış, bunları konuşmuştuk. Bugün öğleden sonra aradığında ise, Mumcular'da olduğunu ve uğramak istediğini söylemişti. Geldiğinde öğrendim ki, artık buralı olmuş, yerleşmekle meşgulmüş. Karaova'da olmasa da, (Milas sınırları içinde kalmakla beraber) Karaova yakınlarındaki yeni yerinde bağını kurma hazırlıklarına başlamış bile...

Bağ ve şarap hakkında sohbet ederken, bir yandan da hem onun getirdiği, hem de benim iki şarabın tadına baktık. Fransa'dan ithal edilmiş bir şarap. Bir litrelik şişede, şişesi de ilginç ve güzel olan "Win de pays" sınıfında* bir merlot şarabı. Yılı yazmıyordu. Bu durum bir önyargı oluşturuyor tabi. Ama şarap kötü değildi. Rahatsız edici bir koku yok. Hafif bir kahve kokusu algılanıyor ve bu kokunun daha yoğununa kendi merlot şarabımdan aşinayım ben. Rengi biraz açık, içimi yumuşak, dengesi iyi, yoğunluğu az, bitişi orta bir şarap.

* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *
*) Fransız şarap yasasına göre Fransız şarapları dört sınıfta değerlendirilirler;

Appellation Controlee : AOC (veya AC), en üst sıra. Etikette yer ismi genellikle bu iki kelimenin arasında yer alır. Appellation Bordeaux Controlee 'de olduğu gibi.

Wins Delimites de Qualite Superieur : ayrılmış yüksek kalite şarap anlamına gelir. Bu kelimeler etikette şarap isminin hemen altında yer alır. VDQS harfleriyle de gösterilir.

Vins de pays : Ülke şarabı anlamına geliyor. Etikette bu ismi her zaman yer ismi takip eder. Bu yer ismi üzümlerin yetiştirildiği bölgeyi gösterir. Bu yer veya bölgeler, ilk iki sıra için bahsedilen yer ve bölgelerden genellikle daha büyük bir alanı ifade eder.

Vins de table : Sıradan Fransız sofra şarapları. Fransa'dan başka coğrafi bölge göstergesi taşımazlar. Kanuna göre, üzüm türü ve mahsul yılı da bilirtilmez.

Bu dört kategoriye ayrılan Fransız şaraplarından,
Bütün AOC ve VDQS şarapları üst sıra şaraplardır.
Bütün vins de pays ve vins de table sınıfındaki şaraplar da, alt sıra sofra şaraplarıdır.

.
.

6 Şubat 2009 Cuma

Dersimiz Bağcılık, Konumuz Budama



Bugün Erhan (Yürüt) abi geldi, bol bol sohbet ettik. Erdal'la bağın içinde dolaştılar biraz. Bu aralar budama zamanı olduğu için, bağda gezerken konu da doğal olarak "budama" oluyor. Fotoğrafta da görüldüğü üzere, Erdal ayaküstü küçük bir budama dersi vermiş, Erhan abi dikkatlice dinliyor. Mustafa ise her zaman olduğu gibi, izlemede ve dinlemede. :)

Fotoğraflarla budama için tıklayınız
.
.

7 Ocak 2009 Çarşamba

Yerel Üzüm Çeşitleri - Milli Koleksiyon Bağı


yerel bir üzümümüz olan sıksarı

"Müessesemizce tesis edilen "Milli Koleksiyon Bağı" çalışmaları sırasında yapılan envanterler ve yerinde tespitlerle Türkiye'de 1200 civarında üzüm çeşidi bulunduğu saptanmıştır. Bu çeşitlerin büyük bir bölümü Milli Koleksiyon Bağına intikal ettirilmiş olup, ampelografik özellikleri, sinonimlerinin ortaya çıkarılmasına çaba sarfedilmekte, renkli resimleri çekilerek kataloglanmaktadır.

Bu kadar çok çeşit zenginliği, Anadolu'nun kültür asmasının gen merkezi olduğunu teyit etmektedir. Coğrafi konumumuz, iklim ve toprağımız asmanın isteklerine çok uygundur. Bununla beraber konuya ekonomik bağcılık açısından bakıldığında yurdumuzda bulunan üzüm çeşitlerinden sadece 50 - 60 kadarının yaygın olarak yetiştirildiği görülmektedir. ....... "
.
Tekirdağ Bağcılık Araştırma Enstitüsü 'nün hazırladığı, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın yayımladığı "Standart Üzüm Çeşitleri Kataloğu" nun önsözünden yapılan bu alıntıdan da anlaşılacağı üzere, yerel çeşitler Tekirdağ Bağcılık Araştırma Enstitüsünde, Milli Koleksiyon Bağında toplanmaktadır.
.
.
Söke Ziraat Teknik Lisesinden arkadaşım Tamer Uysal da Tekirdağ Bağcılık Araştırma Enstitüsünde çalışıyor. Tamer Yatağan'lı. Okulda bir ara aynı sırayı da paylaşmıştık. Okuldan sonra ilk atanmamızda (kura sonucu) ikimizin tayini de Gümüşhane'ye çıkmıştı. Ben Köse ilçesinde, o Kelkit'te çalışıyordu. İki ilçe arasında yanlış hatırlamıyorsam 25-30 km mesafe vardır. Bazı hafta sonlarında görüşürdük. Sonra onun tayini Tekirdağ'a çıktı. Bir süre sonra da ben Bodrum'a geldim. Aradan 15 yıl geçti ve 2007'nin Haziran ayında Tamer, eşi ve oğlu ziyaretime gelmişlerdi.

Tamer, 2008 yılının Ağustos ayında da, yerel üzüm çeşitleri araştırması için resmi görevli olarak gelmiş ama vakit kıtlığından dolayı uğrayamamışlardı. Bugün de, o zaman tespit ettikleri üzümlerden aşı kalemi almak için geldiler. Yine gidilecek yer çok, zaman dar olduğundan, Tamer ve Semih'le ancak kısa bir süre görüşebildik...
.
.

10 Ekim 2008 Cuma

Öğleye Doğruydu, Traş Oluyordum, Kapı Çaldı...

Perde 1 :

Cumhur Güntaş geldi. Cumhur abi, -daha çok Cumbullu lakabıyla bilinir kendisi:)- Yalıçiftlik'te restaurant işletir ve emlakçılık yapar. Daha önce benim şarabımdan içmiş ve beğenmişti. Bugün de, "İstanbul'dan arkadaşlarım gelecek, onlara da tattırmak istiyorum" dedi. Onun için gelmiş...
.


Perde 2 :

Akşam üzeri güneşin batmasına yakın, bir araba sesi duydum dışarıda. Sonra da Cumbullu'nun sesini duydum. Şarabı beğenmişler ve üstüne bir de beni ziyaret etmek istemişler :) Kimler mi? Cumbullu ve İstanbul'dan misafirleri, Etiler'deki Hünkar Lokantasının sahibi Talip Ügümü, Talip beyin oğlu Faruk Ügümü (nam-ı diğer Kral Faruk), Fransa Rhone'da ve Bodrum Güvercinlik'te yaşayan Ertan Perhizoğlu, komşu köyümüz Kurudere'den Hakan Yabacı.

Misafirlerle otururken Erdal geldi Bodrum'dan. O da oturdu ve biraz daha sohbet ettik ve sonra da onları uğurladık...

Akşam Erdal'la sohbet ediyorduk;
- "Abi bugün Bodrum'da, bir abimiz senin blog'unu çok severek okuduğunu, ama dün bişey yazmadığını söyledi" dedi.
- "Kim?" dedim,
- "Tahmin et, ama bilemezsin" dedi.
- "Söyle o zaman" dedim,
- "Fehmi abi" dedi. Fehmi Bahar'mış. Blog'a bu yakın alaka için teşekkürler Fehmi abi. Hakikaten aklıma gelmezdi sen olacağın. Uyarını da aldım, yazıları aksatmamaya çalışacağım. Teşekkürler, Selamlar...
.
.

29 Eylül 2008 Pazartesi

İyi Çocuk, İyi...



Bayram Arifesi bugün. Sabahtan itibaren zaman zaman güneşli, zaman zaman da kapalı ve hatta yağmur çiselemeli bir gündü. Sabah da, her zaman olduğundan biraz erken kalktım. Zaten erken kalkmayı planlamıştım akşamdan, bir de Özge'ler sabah erken gideceklerdi, onları uğurlayacaktım. Amcamın kızı Özge geçtiğimiz yaz evlenmişti ve ondan sonra ilk defa geliyorlar köye. Serdar'la da bu geldiklerinde tanıştım. Serdar, yani enişte :) İyi çocuk, iyi...
.
.

17 Eylül 2008 Çarşamba

Gelen Kişiyi Tanıyamadım, Öyle "Mel Mel" Bakıyorum :)



Bugün öğleden sonra Erdal, çok uzun zamandır Okey oynamadığını söyledi ve "hadi biraz okey oynayalım" dedi. Tamam, oynayalım dedim. Tam başlamıştık ki, bir araba geldi. Bir bey ve eşi. "Hoş geldiniz" dedim. "Hoş bulduk" dediler. Ama tanımıyorum onları. Tanımadığım, ama burayı web sitemden öğrenen ve gelen epeyce misafirim oluyor ya, heralde onlardan birisi dedim. Ama bu arada, gelen kişinin de, "beni tanımadın mı, hadi bişey de" der gibi bir hali var. "Pardon, siz nerden, kimdiniz :)" falan gibi bişeyler söyledim. Ama sanki bir yerden de tanıyor gibiyim. "Bilgi" dedi, gülümsedi. "Hadi yaaa" dedim. "Daha dün, Bilgi bey nerelerde acaba, uzun zamandır haberleş(e)medik, bugün bir mail yazayım diyordum" dedim. Yurtdışında ya Bilgi bey, böyle sessiz sedasız geleceğini tahmin etmediğim gibi, bu aralar geleceğini de tahmin etmiyorum, bir de üstüne üstlük sakal bırakmış, tanıyamadım vesselam... Eşi Nesibe hanımla da ilk defa tanıştık.

Bilgi beyle ilk tanışmamız da çok ilginç. 2 yıl önce bir akşam üzeri yine rastgele gelmişti buraya. Bodrum'daki yazlığından yola çıkmış, acaba buralarda bağ var mı, bağ yapılabilecek yerler var mı diyerekten (hiç bilmediği halde) gele gele bizim bağa gelen, kendi şarabını kendi yapan bir kişi.

Neyse, bu kısmı böyle geçtikten sonra, bi güzel sohbet ettik...
.
.

3 Eylül 2008 Çarşamba

Çetin Abiyi Ziyaret



1994 yılında Mumcular pazarında tanışmıştık Çetin abiyle. Temmuz ayının başıydı, askerden de yeni dönmüştüm. Pazara üzüm götürmüştük Erdal'la. Daha kasaları yeni indiriyorduk ve Erdal'ın da sırtı dönüktü. Bir adam geldi ve "merhaba yeğenim, nasılsın" dedi bana. Ben de, "iyiyim, siz nasılsınız" diyorum ama, adamı da tanımıyorum. Sonra Erdal yüzünü dönüp adamla yüz yüze gelince, "yahu ne kadar da birbirinize benziyorsunuz" dedi. Erdal'la daha önceden tanışıyorlarmış ve Erdal bahsetmişti zaten. İşte o gün tanıştık Çetin abiyle. Aynı zamanda da meslektaşız. O da Ziraat Mühendisi.
Ben de 15 gün içinde Gümüşhane'de, askere gitmeden önceki işime dönecektim. (Askerlik dönemimde ücretsiz izinli sayılıyordum). Bunları falan konuştuk. Daha sonra (1995) Bodrum'a tayinimin çıkmasına vesile olan kişidir kendisi ve biz Mumcular pazarında tanıştığımız günden bu yana görüşür, haberleşiriz Çetin abi ve eşi Gülseren ablayla.



Güneşi de orada batırdık :)


.
.

29 Ağustos 2008 Cuma

Ayhan Güleyen, Rıdvan Dursun ve Haluk Bermek'in Ziyareti



Dr. Ayhan Güleyen ile Mayıs ayında İzmir'de Evde Şarap grubunun tadım toplantısında tanışmıştık. Daha önce de adını Evde Şarap Grubu Amatör şarap yarışması ve etiket yarışmasında aldığı derecelerden dolayı (şarapta birinci, etikette ikincilik derecesi) ismen tanıyordum. Bir de İzmir'deki toplantıda durup dururken bana "yaa hocam sizle aynı masada olmak ne büyük şeref" demiş ve beni çok utandırmıştı :)

Daha önce Rıdvan abinin katıldığı toplantıda da beni ve bağımızı ziyaret etmek istediğini söylemiş Rıdvan abiye. Geçen Pazartesi günüydü sanırım Rıdvan abi aradı ve Ayhan Güleyen'in ayın 29'unda geleceğini ve beni de ziyaret etmek istediğini söyledi. Bugün, Ayhan Güleyen, Rıdvan abi ve Haluk abi (ki kendisinden bundan sonra "Kanka" olarak da bahsedilecektir) öğleden sonra geldiler. Önce içerde sohbet ettik biraz. Sonra bağı dolaştık ve aynı zamanda sohbet etmeye devam ettik. Sonra da şarap tattık (ve içtik tabi). Bu şarap Ayhan Güleyen'den de geçer not aldı :)

Hem bağın içindeki hem de şarap içerkenki sohbetimiz esnasında her telefon çalışında "aha da hanımdan fırçayı yedik" diyerek sohbetimize devam ettiğimizi de not olarak buraya düşmeliyim:) Bu güzel sohbeti ha bitirdik, ha bitireceğiz derken (bu sohbet biter mi hiç, kestik diyelim), gün de batmak üzereydi onları uğurladığımda...

Arkada (çok belirgin olmasa da) görünen üzümler, Adakarası üzümleri. Sanırım bir hafta kadar daha bekleyecekler.
.
.

27 Ağustos 2008 Çarşamba

Evde Şarap Grubundan Ziyaret (24.08.2008)



Evde Şarap grubundan bazı arkadaşlar, bizim bağları da görmek istemişler ve 24 Ağustos 2008 Pazar günü öğleden sonra bizi ziyarete geldiler. Ziyaretleri için kendilerine çok teşekkür ederim. Bir önceki akşam (kalabalıktan dolayı) tanışıp sohbet edemediğimiz bazı arkadaşlarla tanışma ve sohbet etme imkanı buldum böylece. Bu ziyarette zaman konusunda biraz problem yaşandığını düşünüyorum. Ben öyle hissettim. Bu konuda benden kaynaklanan bişey varsa kusura bakmayın lütfen...



Umarım beğenmişsinizdir buraları...



Bunlar da tadımını yaptığımız şaraplar. Cabernet Sauvignon, Merlot ve Zinfandel

Yukarıdaki fotoğraflar da Erhan Yürüt'ten. Teşekkürler Erhan abi.
.
.

18 Ağustos 2008 Pazartesi

Ziyaret, Çiftliğin Yeni Üyesi ve Karpuz



Öğleden sonra planlanmış bir işim yoktu, bir kaç e-posta yazmıştım sonra biraz kitap okuyup hava serinleyince de dışarıya çıkmayı planlıyordum. Derken dışarıda bir araba sesi duydum. Arabadan inenler de "Mehmet Vuran'la görüşmek istiyoruz" diyorlardı. Dışarıya çıktım ve tanıştık. Evde Şarap grubundan Erol Yücesan bey ve dünürü Osman bey gelmişler. Torba'da tatildelermiş ve beni ziyaret etmek istemişler. Çok da iyi etmişler. Erol abi ve Osman beyle tanıştığıma çok memnun oldum...



Bu yakışıklının adı da Çağlar. Şu an bir günlük bile değil. Henüz yarım gün yaşında:) Kaç gündür doğumu bekleniyordu. Yani gününden epeyce geçmişti. Nihayet dün sabaha karşı doğdu. O saatte de Çağlar gelmişti buraya. (Çağlar, Bodrum'daki Orfoz'un işletmecisi http://www.orfoz.com/) Marmaris'e ailesinin yanına gidiyor haftada bir defa. Giderken de bizim üzümlerden götürüyor. Sabah da üzümleri almak için uğramıştı. O gittikten biraz sonra doğduğu için yeni doğan bu erkek buzağının adını da Çağlar koyduk :) Çağlar, umarım bir sakıncası yoktur arkadaşım :)



Burada yerel meyve sebze çeşitlerimizi arada bir de olsa tanıtmaya gayret ediyorum. İşte bunlardan biri de, yerel karpuz çeşitlerimizden olan "Kadın Budu Karpuzu". Dışı beyaz ve koyu yeşil olmak üzere iki çeşidi vardır. Fotoğrafta da görüldüğü üzere, şekli ince uzundur. Çekirdekleri kocamandır ve çekirdek sayısı da fazladır. Tadı da güzeldir...
.
.