4 Eylül 2011 Pazar

Thera Şarapçılık

Sanırım 3 yıl oldu, belki de daha fazla. Almanya Rheingau-Lorch'dan Weingut Mohr 'un sahiplerinden Saynur Sonkaya Neher'den bir mail almıştım ve böylece tanışmış ve dostluğumuz başlamıştı onlarla. Almanya'dan arkadaşları Muğla'dan arazi alıp bağ tesis etmişler. Acaba nerede diye araştırırken benim siteye rastlamış, siteyi gezdikten sonra da mail yazmış. Daha sonra arkadaşlarının Muğla-Yerkesik'te bağ tesis ettiklerini öğrendim. 2010 yılında üretim izni alarak şaraphanelerinin faaliyete geçtiğini de yine internetten takip ederek öğrenmiştim.


















Bir ay kadar önce Bodrum'dan bağı ziyarete gelen bir arkadaşla sohbet ederken, Thera Şarapçılık'tan Mustafa beyin, arkadaşı olduğunu söyledi, telefonla aradı ve konuştuk. Ve Bayramın ikinci günü de Mustafa (Al) beyin kendisi buradaydı.

Thera Şarapçılık Muğla merkez ilçeye bağlı ve il merkezine mesafesi 19 km olan Yerkesik Beldesinde kurulmuş. Gökova Körfezine uzaklığı 20 km olan Yerkesik'in bulunduğu platonun denizden yüksekliği de 600 m. Tarihi M.Ö III. yüzyıla kadar uzanan Yerkesik'in bu tarihlerdeki adı Thera imiş ve Karia'nın küçük bir kentiymiş. Thera şarapçılığın adı da buradan geliyor.

Thera Şarapçılık, Herman Josef Kreuzberg, Frank Josten ve Mustafa Al tarafından kurulmuş. Kendilerinin (ortakların) Almanya'da da bağ ve şarap işi yaptıklarını söyledi Mustafa bey. Şaraplarını Türkiye'de bir kaç yerde ve Almanya'da satıyorlarmış.

THERA 2009 Şarap Tanıtımı.



Mustafa beyle bağı gezdik, onların Almanya'daki işleri ve buradaki şarapçılık faaliyetleri hakkında, bu yöre ve bizim bağlarımız, planlarımız hakkında oldukça uzun sohbet ettik. Burayı çok beğendiğini ve ortaklarıyla da gelmek istediğini söyledi. İki şarabımı tattık beraber, "bu kadarını beklemiyordum" dedi. Bana getirdiği şarabı ise henüz tatmadım, tattığım(ız) zaman şarapla ilgili notları bilahare burada paylaşırım.



1 Eylül 2011 Perşembe

Bodrum Milta Marina Şarap Günleri

Eylül'ün 1-2-3'ünde Bodrum Milta Marina'da, Büyülübağ, Chateau Nuzun, Doluca, Kavaklıdere, Kayra, Sevilen, Umurbey, Urla Şarapçılık, Vinkara, Vinolus ve Yazgan firmalarının katılımı ve Vinovasyon'un organizasyonuyla düzenlenen, Bodrum Milta Marina Şarap Günleri etkinliği tadımındaydım. Etkinliğin tanıtımında, tadımda 140 şarap olacağı yazıyordu. Sanırım 18-20 şarabın tadına bakmışımdır, belki de daha az.


Bu grup da, tadımları beraberce yaptığımız grubumuz. Rıdvan (Dursun) abi ve Füsun-Erhan Yürüt, Ayhan Güleyen ve oğlu Arda. Ve Erdal ve ben. Ayhan beyin bu tadım organizasyonu esnasında Bodrum'da tatilde olması ve tadımda olması çok güzel bir tesadüf ve sürpriz oldu.



Umurbey Vineyards'dan Yonca ve Nur hanımlar. Umur bey ile daha önce tanışmıştık. Bağbozumu yaklaştığı için için bağda imiş kendisi. Nur hanımı da gıyaben tanıyordum, o da beni ve bizim bağları biliyormuş aslında. İsabet oldu, böylelikle yüz yüze de tanışmış olduk



Başarılı Chardonnay'leri ve aldığı ödülle Şarap dünyasına etkili bir giriş yapan Vinolus.



Ülkemizin köklü şarap üreticilerinden Sevilen'in standındayız. Şansımıza az önce Enis (Güner) bey de gelmiş ve biraz sohbet etme şansı bulduk. Denizli-Güney'den bağbozumundan geldiğini söyledi. Bu yılın değişik ve oldukça iyi bir yıl olduğundan (en azından şimdilik öyle görünüyor), bağbozumundan, şaraplardan ve Aydın-Ortaklar'daki yeni fabrikalarından konuştuk biraz.


Buradaki şarapların az bir miktarını ancak tadabilip daha sonra da şaraplar hakkında yazmak pek de doğru olmaz aslında. Tatmadığım onca şarap olduğunu ve o kalabalıkta karışıklar olduğunu da gözönüne alarak aklımda kalan şarapları yazayım. Bu yazıyı okuyan birisi, "aa şu şarap da güzeldi" diyebilir. Dediğim gibi, tatmadığım çok fazla şarap vardı. Tadıma önce beyazlardan başladık. Aynı üzüm şaraplarını arka arkaya tattık. Benim açımdan beyazlarda, Vinolus Chardonnay, Sevilen Sauvignon Blanc ve Chardonnay, Umurbey Sauvignon Blanc ve Vinkara Narince güzel şaraplardı. Sonlara doğruydu bir de DLC Sultaniye-Emir tatmıştık. O da güzel bir şaraptı. Kırmızılardan da, Urla Tempus ve Kavaklıdere Pendore Syrah güzel şaraplardı. Son olarak da Kavaklıdere Tatlı Sert'i tattık. O da güzel bir kapanış yaptı.


Fotoğrafların tamamını FOTOĞRAFLAR sayfasından görebilirsiniz.


21 Ağustos 2011 Pazar

Garova Günlüğü Fotoğraf Albümü



Nihayet Garova Günlüğü'ne Fotoğraflar sayfasını ekleyebildim. Bu ilk albüm üzüm fotoğraflarından oluşuyor. Fotoğrafı olan üzümlerin bazılarının bağdaki mevcudu sadece bir kaç asmayla sınırlı olmakla birlikte, fotoğrafların hepsi Garova Bağlarında çekildi. Sonraki albüm ise bizzat bağın kendi fotoğraflarından oluşacak.

1 Ağustos 2011 Pazartesi

Üzüm Zamanı 2 / Time Of The Grape 2

Daha önce bir filmimiz vizyona girmişti. Filmimiz için salonları dolduran bütün izleyicilere, filmimize gösterdikleri teveccühten dolayı teşekkür ederiz...



Şimdi ikinci filmimiz vizyona girdi. Bu kadar yakın arayla olur mu derseniz, olur. Biz, başrol oyuncularına tabiyiz. Bu filmin baş rol oyuncusu Alphonse Lavalle. Bu bir devam filmi. Stüdyo yine Garova. Yönetmen, teknik ekip v.s yine aynı.



AlphonseLavalle üzümleri de olgunlaştılar. Geçen yıla göre 1 hafta - 10 gün kadar geç bu yıl. Ne denir, "geç olsun, güç olmasın" :)



Alphonse Lavalle salkımları konik yapıdadır ve ortalama 500-600 gr ağırlığındadır. Ancak 2 kg'a ulaşan salkımlara da rastlanır. "İyi de sen niye böyle küçük salkımlar çektin" derseniz, büyük salkımların da fotoğraflarını çektim, çektim ama büyük salkımlarda taneler daha sıkışık oluyorlar ve benim pek hoşuma gitmiyor. Bununla beraber, geçen yıllardaki yazılarımda büyük salkımlar var.



Alphonse Lavalle, Sinonimi Karatopalak, Enfes, Ribier. Sinonim nedir derseniz ; Sinonim : (Yun : syn ile onyma : ad) Aynı kategoride kullanılan aynı taksonu (takson : sınıflandırmada, alttüre kadar bir hiyerarşi içinde düzenlenmiş tüm birimlerin ortak adıdır) ifade eden iki ya da daha fazla sayıdaki bilimsel isim. Yani, kısaca diğer isimleri gibi bişey.

Bu durumda, bu üzüm için kullanılan isimlerden biri de Enfes. Aslında daha kolay ve daha güzel :)

22 Temmuz 2011 Cuma

İsviçreli Misafirlerim ve Orijinal Raket Ölçülerinde Roger Federer İmzalı Çikolata

Öğle saatlerinde gelen arabadan inen kişi "Mehmet Vuran'ı aramıştık" diyerek kapıya doğru geliyordu. İçeride beni görünce "tamam" dedi. Sonra, arabada bekleyen diğer kişiler indiler. Ben de bahçeye çıktım, hoş beş ettik, tanıştık... Misafirlerim İsviçre'den. Daha önce haberleşmeden, benden tarif almadan burayı bulabilmişler.


















Beni web sitemden tanıyorlarmış. Web sitemi çok beğendiklerini söylediler. Tenise olan ilgimi de buradan öğrenmişler ve bana taa İsviçre'den orijinal tenis raketi boyutlarında ve üzerinde Roger Federer imzası olan çikolata getirmişler. Bu sıcaklarda erimeden onu getirmek çok zahmetli bir iş. Zaten, Dürdane hanım da, "başkası için bu zahmete katlanmazdım" dedi. Çok teşekkürler Dürdane hanım. Ve bir de kendi yaptıkları bir Riesling (2009) şarabı getirmişler.



Beni web sitemden tanıyan kişiler Dr Rolf Sigg ve eşi Dürdane hanım. İsviçre'den arkadaşları olan Yaşar Değer ve eşi Adriana Değer'e "biz bu yakınlardaki bir köye gidiyoruz, hadi siz de geliyorsunuz" diyerek emrivaki yapmışlar. Ben de Yaşar beye, "umarım buraya geldiğinize pişman olmamışsınızdır" dedim. Bilakis son derece mutlu olduklarını söylediler. Bu iyi :)



Gelelim şarap mevzuuna; Dr Rolf'un İsviçre'de göl kenarında 160 adet asmadan oluşan küçük bir hobi bağı varmış ve bu bağın üzümlerinden şarap yapıyormuş. Bana getirdikleri şarap da bu küçük bağdan. Bulunduğu yerdeki hobi şarap grubunu kurmuş, şarabı bilen, şaraptan anlayan bir kişi. Ve Kimya Mühendisi. Bizim Evde Şarap Grubunun üye sayısını bilecek kadar burayla da ilgili. Zira emekli olduktan sonra Bodrum'a yerleşmek, sonra da küçük bir hobi bağı kurmak niyetindeler.

Şarap yapmaya ne zaman ve nasıl başladığımı anlattım. Hangi üzümlerden şarap yapacağımdan konuştuk. Bu üzümler Shiraz ve Zinfandel. Zinfandeli duyunca şaşırdılar. Bir bakıma "burayla ne alaka" dediler :) Ben o alakayı da anlattım :) Sonra şarapları tattık. Shiraz'ı beğendiler, Zinfandeli ise çok beğendiler ve büyük bir sürpriz olarak değerlendirdiler.(1) Ve ben Shiraz'ın yanına ikinci üzüm olarak Zinfandeli koymakla ne kadar doğru yapmış olduğumu bir kez daha görmüş oldum. Hoşumuza gitse de gitmese de Bodrum'un sıcak bir yer olduğu gerçeği ortada. Bununla birlikte Bodrum'un her yerinde aynı iklim söz konusu değil. Bodrum denildiğinde çoğu kişinin aklına Bodrum Merkez - Turgutreis arasındaki o yarımada gelir. Ama burası orası değil. Dağın kuzey tarafındaki bu yer, (herkesin bildiği) Bodrum'a göre daha serin. Bu durumu değerlendirmiş, kendimce denemelerimi yapmış ve sonuçlarını da görmüş birisi olarak, bu iklimde başka üzüm çeşitleri yetiştirme düşünce ve çabasının biraz maceraya kaçabileceğini düşünüyorum...

(1) ".... kısıtlı imkanlarla yapılan ama sonuçta çok iyi çıkan şarapları yudumladık - tabiki Zinfandel en büyük ve pozitif sürpriz oldu. ...." - Dr Rolf'ün daha sonra yazdığı mailden.