29 Haziran 2010 Salı

Salkım Seyreltme



Adakarası üzümlerinin fazla salkımlarını kestim. Bu hiç de kolay olmuyor tabi. O güzelim salkımları kesmeye kıyamıyorum. Bu sadece bana has bir durum değil, bir çok kişinin kesip atmakta zorlandığını düşünüyorum. Aslında salkım seyreltmenin zamanı şimdi değildir. Bu işlem daha önceden yapılmış olmalıydı. Böylece kalan salkımlar daha iyi gelişir. Bu asmalarda da daha önceden hafiften bir salkım seyreltme yapılmıştı. Bu seyreltme ise gerekli olduğu için hem istenerek, biraz da mecburiyetten yapıldı. Kontrollerimde bazı salkımların durumunu beğenmedim. Külleme olabilecek gibi duruyorlardı, ben de kesip attım. Böylece hem seyreltme yapmış oldum, hem de tedbir almış oldum.



Şimdii, Adakarası üzümleri dediysem, öyle çok fazla miktarda oldukları anlaşılmasın. Hepsi hepsi 25 tane asma. Bilenler bilir, vakti zamanında hem deneme amaçlı, hem de keyif olsun diye bir çok çeşitten azar azar dikmiştim. Denedik, ettik, sonuçlarını gördük. Beğendiklerimiz oldu, beğenmediklerimiz oldu ve gün geldi devran döndü, "bu kadar çeşit fazla" dedim. Kesip, anaç seviyesinden tekrar tek bir çeşit aşıladık. Ama yeni aşı yapmak için de olsa Adakaralarını kesmeye kıyamadım. Ve bir de bu üzümlerden iyi bir şarap yapmak istedim. İşte salkımları da onun için azaltıyorum. Ve böylece şimdilik hayatları kurtuldu, ilerde ne olur bilemem :)
.
.

24 Haziran 2010 Perşembe

Yağmurdan Sonra Bağlar



(Dün) Hafif yağmur yağmış ve hemen ardından güneş açmış, bulutlar kendini geri çekmişler. Havada toz v.s. hiçbir partikül kalmadığından hava olabildiğine berrak ve görüş mesafesi alabildiğine uzun... Güneşin vurduğu asma yaprakları parıl parıl parıldıyor. Biraz önce yağan yağmurun ıslattığı topraktan çıkan koku kaplamış etrafı ve ıslanan toprak hafiften koyu bir renk almış... Yağmur sonrası çok güzel...



Teşekkürler Marsel İlhan - Wimbledon 2010


.
Televizyonda yayınlanan bütün tenis turnuvalarını takip ediyorum. Dört Grand Slam turnuvasından Wimbledon haricindekileri (Australian Open, US Open ve Roland Garros) eurosport yayınlıyor. Bu yıl Wimbledon'u da NTV Spor kanalı yayınlayınca eksik kalmadı. Şimdiye kadar, yıllardır hep el alemin tenisçilerini takip ettim. Ama son bir kaç turnuvadır durum değişti, Grand Slamlarde oynayan bizim de takip edecek bir tenisçimiz var artık. Marsel İlhan. Giderek tecrübe kazanıyor, oyununda gözle görülür bir yükselme var. Dünya klasmanında ilk 100'e girmenin sınırlarında dolaşıyor. Bu turnuvadan alacağı puanlarla biraz daha yükselecektir. Hatırı sayılır turnuvalara daha kolay katılacak oralardan topladığı puanlarla bir dahaki Grand Slam turnuvalarına ön eleme oynamadan katılabilecektir.

31 numaralı seri başı Rumen Victor Hanescu ile 2. turda (dün) oynadığı maçı kazanabilirdi bence. Daha maça ısınamadan ilk setin ilk oyununda servisini kırdırması kötü bir başlangıç oldu ve o servis kırdırma yüzünden ilk seti 6-4 kaybetti. İkinci sette de bir servisini kırdırdı, eline geçen servis kırma fırsatını değerlendiremeyince o seti de 6-4 kaybetti. Üçüncü seti çok güzel oynadı. Rakibi de biraz oyundan düşmüştü ve seti 6-3 kazandı. Hanescu tuvalet molası aldı. Artık mola falan sökmez, Marsel'i maçtan soğutamaz, Marsel bu maçı alır diye düşünüyordum. Ama olmadı. Dördüncü seti 6-3, maçı da 3-1 kaybetti ve elendi. Ama olsun şimdilik bu da yeter. İlerde daha üst turlara çıkacak, bence o ışık var Marsel'de. Teşekkürler Marsel, gözüm üstünde...
.
.

23 Haziran 2010 Çarşamba

Ferit Abinin Ziyareti



Ferit (Şahin) abiyle internette engelliler.biz sitesinde tanışmıştık. Aşağı yukarı beş yıl kadar olmuş tanışalı. İlk kez dört yıl önce gelmişlerdi ziyaretime. O zamandan beri her yıl Bodrum'a geldiklerinde kimi zaman bacanağı Nejat abilerle, kimi zaman da dünürü Uysal beylerle düzenli olarak uğruyorlar ve görüşüyoruz. Bu gelişlerinde Ferit abiyle beraber Nejat abiler vardı. Bir yılın birikmiş sohbetini yaptık :)
.
.

22 Haziran 2010 Salı

Trakya İlkerenler Olgunlaşıyor, Garova'da Üzüm Sezonu Açılıyor



Zaman ne çabuk geçiyor. Asmalar filizleniyor, salkımlar oluşuyor, çiçek açıyor derken, olgunlaşmaya bile başladılar.


.
.