22 Nisan 2015 Çarşamba

Feromon Yayıcılarla Çiftleşmeyi Engelleme Tekniğiyle (Lobesia botrana) Salkım Güvesinde Biyoteknik Mücadele

Geçen yıl bağda salkım güvesi mücadelesinde feromon yayıcılar kullanmak istemiş ama yayıcıları almakta geç kaldığımız için bunu hayata geçir(e)memiştik ve sadece konuşmada kalmıştı. Bu yıl vaktinde aldık ve geçtiğimiz hafta içerisinde yayıcıları bağa astık...

Bağlara musallat olan hastalık ve zararlılardan külleme, salkım güvesi, mildiyö ve ölü kol ile başarılı bir şekilde mücadele edildiği taktirde hastalık ve zararlıların en önemlileri bertaraf edilmiş sayılabilir.

Salkım güvesi (Lobesia botrana) ile mücadele ilaçlama ile yapılacaksa, ilaçlama dönemlerini tespit etmek için, Tahmin-Uyarı sisteminden yararlanılmalıdır. Tahmin-uyarı istasyonlarının hitap ettiği bağ alanı içerisinde, ilk yumurta ve ilk larva çıkışı saptanır ve bağda ilaçlama yapılması gereken zaman tespit edilir. Tahmin-uyarı için eşeysel çekici tuzaklar kullanılır.

Feromon Yayıcılarla Çiftleşmeyi Engelleme Tekniğiyle (Lobesia botrana) Salkım Güvesinde Biyoteknik Mücadele kullanılan feromon yayıcılar yukarıdaki fotoğraftaki gibi, doğrudan güneş ışığına maruz kalmayacak şekilde yerden yaklaşık 1 m. yüksekteki dala (uygulama 1-2 m yüksekliğe olabilir), fazla sıkılmadan gevşek bir şekilde dolanırlar. Güneşe maruz kalan demir teller üzerine uygulama yapılmamalıdır. Etkisi en az 150 gün süren (150 gün koku yaymaya devam eden), Çiftleşmeyi engelleyen feromon tuzaklarla, yılda bir kez uygulama ile sezon boyu kontrol ve aynı zamanda çevreci, güvenli ve ilaçsız bir çözüm sağlanmış olur... En yaygın olarak kullanılan feromon yayıcılar; SUMI AGRO İsonet L ve BASF Rak 2 Pro 


Bunun yanısıra, salkım güvesi larvalarının faaliyeti için sıcaklık ve orantılı nem bakımından asmanın iç ve alt kısımları daha uygun olduğu için asmayı askıya almak, budama ve aralamayı asmanın iç kısmını havadar tutacak şekilde yapmak, bağı otlu bırakmamak, kış temizliğine önem vermek gibi kültürel önlemler zararlının faaliyetini azaltmak ve yapılan mücadelede başarı sağlamak bakımından yararlıdır. Bu kültürel tedbirler aynı zamanda mantari hastalıklarla mücadele için de çok önemlidirler.

Evet, bu arkadaşlar da bizim uygulayıcılar :) Bağcı birader Erdal ve eşi Nadire.

NOT : Kırmızı yazılar bağlantıdır, bakmak için üzerine tıklayınız.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Bağ Entegre Mücadele Teknik Talimatından Salkım Güvesi ve Mücadelesi hakkında geniş bilgi edinebilirsiniz...  
SALKIM GÜVESİ (Lobesia botrana)Tanımı ve Yaşayışı :
● Erginlerin kanat açıklığı 10-12 mm, boyu 6 mm kadardır. Olgun larva ise 9-10 mm boyundadır. Larvanın vücut rengi genellikle sarımsı yeşildir. İlkbaharda uygun orantılı nem ve sıcaklıkta kelebekler görülür. Dişiler yumurtalarını çiçek tomurcuklarına, çiçeklere ve çiçek saplarına, koruk ve meyvelere bırakır. Yeni çıkan larva bir süre dolaştıktan sonra çiçek kılıflarını delip, tomurcuk veya çiçek içine girer ve beslenir. 2. döl larvaları korukta, 3. döl larvaları da bağın olgun üzüm döneminde zararlı olurlar. Genellikle 3 döl verir.

Zarar Şekli :
● Tomurcuk ve çiçek devresinde; larva, tomurcuk ve çiçek içinde beslenir ve bu anda salgıladığı ipliklerle tomurcuk ve çiçekleri birbirine bağlayarak çilkimleri küme haline getirir. Zarara uğrayan tomurcuk ve çiçekler dökülür. Seyrek taneli salkımlar oluşur. Koruk ve olgunlaşma döneminde larva tanenin içinde beslenir. Bu beslenme bir tane içinde olmayıp, birden fazla tanede larvanın yer değiştirmesiyle olur. Olgun tanede beslenmede yer değiştirme daha sık olduğundan bir larvanın zarar verdiği tane sayısı bu devrede daha fazladır. Ayrıca olgun tanelerden akan şekerli su saprofit mantarların çoğalmasına da neden olur ve meydana gelen zarar kolaylıkla görülür. Zarar görmüş üzümlerdenyapılan şarapların kalitesi düşük olur.

Zararlı olduğu bitkiler :
● Esas konukçusu asmadır. Defne, orman asması, hünnap, böğürtlen konukçuları arasındadır.
Mücadele Yöntemleri :
Kültürel Önlemler :
● Salkım güvesi larvalarının faaliyeti için sıcaklık ve orantılı nem bakımından asmanın iç ve alt kısımları daha uygundur. Bu nedenle asmayı askıya almak, budama ve aralamayı asmanın iç kısmını havadar tutacak şekilde yapmak, bağı otlu bırakmamak, kış temizliğine önem vermek zararlının faaliyetini azaltmak bakımından yararlıdır.

Biyoteknik Mücadele (Çiftleşmeyi Engelleme Tekniği) :
● Çiftleşmeyi engelleme tekniği, dişi böceklerin çiftleşme çağrısı olarak salgıladığı feromonun yapay olarak üretilip yayıcılarla belirli bir alana dağıtılması sonucu yoğun bir koku bulutu oluşturulması ve böylelikle erkeklerin dişilere çiftleşme amacıyla ulaşmasının engellenmesi olarak tanımlanabilir. Bu yöntemin uygulanacağı bağ ya da bağ topluluğu geleneksel bağların ortasında kalıyor ise en az 16 ha, köşesinde kalıyor ise en az 12 ha büyüklüğünde olmalıdır. Birinci dölün ilk kelebekleri eşeysel çekici tuzaklarda yakalanınca her biri 172 mg feromon içeren Isonet-L yayıcıları, sıra arasının ortalama 3 m olduğu bağlarda; bağın içerisine sıra üzerinde 6.5-7 m de bir (1 yayıcı/21-22 m²), kenarlarda 2 m’ de bir sürgünlere asılmalıdır. Bu yöntem, Isonet-Lyayıcıları ile 600-650 adet/ha olacak şekilde uygulanabilir. Kenar uygulaması ve ağaçlar dahil hektara 750 adet’ten fazla yayıcı asılmamalıdır. Yayıcılar asılırken; bağda yapraklanma arttığında bu yayıcıların gölgede kalacak olmasına dikkat edilmelidir. Ayrıca, bağın içinde veya kenarında eğer ağaçlar varsa, olası çiftleşmeleri engellemek için her ağacın dallarına çepeçevre 2 m’ de bir, yerden 2 m yüksekliğe yayıcı asılmalıdır. Uygulama alanına 80 m’den daha yakın bir mesafede başka bir geleneksel bağ varsa, o bağ da 30 m derinliğinde 21-22 m²de bir yayıcı asılarak tampon uygulaması yapılmalıdır. Yanyana birden fazla bağda uygulama yapılması durumunda; iki bağın arası 5 m den az ise aralarındaki kenar sıralara 2 m de bir yayıcı asmaya gerek yoktur.Mesafe 5-10 m arasında ise iki bağın arasındaki kenar sıralara 5 m de bir yayıcı asılmalıdır. Salkım güvesi’ nin 1. dölüne ait bulaşma oranı %5’in üzerinde ise ÇE yöntemi ile birlikte yararlıların da desteklenip korunması için 1. döle karşı biyolojik bir preparat kullanılarak başlangıç popülasyonu düşürülmelidir.

Kimyasal Mücadele :
● Salkım güvesi ilaçlama zamanına karar vermede Tarım İl ve İlçe Müdürlükleri tarafından yürütülen Tahmin-Uyarı Sistemi’nden yararlanılmaktadır. Buna göre Tahmin-Uyarı istasyonlarının hitap ettiği bağ alanı içerisinde beklenen ilk yumurta ve ilk larva çıkışı Tarım Kuruluşları tarafından saptanır ve üreticinin bağda ilaçlama yapması gereken günler ilan edilir. İlaçlamada düşük basınçlı sırt veya motorlu pülverizatör kullanılır. Kullanılan ilaçların özellikle salkımları kaplayacak şekilde uygulanmasına özen gösterilmelidir.

8 Nisan 2015 Çarşamba

Garova'da Bahar Ve Toprak İşleme Zamanı

Kıştı, soğuktu, hatta en soğuk günlerde bazı sabahlar açıktaki suların buz tuttuğu günlerdi derken, budamaydı derken, bahara geldik... Havalar ısınıyor, doğa uyanıyor. Her yer çiçek çiçek... Yapraklanan, çiçeklenen ağaçlardaki arıların kanat seslerinin oluşturduğu uğultular inanılmaz... Kuşlarsa ayrı bir alem. Onların cıvıltılı senfonileri olmadan bahar mı olur...



Bağda yeni sezonun işleri budamayla başlıyor. Ve budamaya bir başladık mı gerisi çok çabuk geliyor. Ben hep, "budamaya başladık ya, hasat da geldi sayılır" diyorum. Çünkü, budama, hemen ardından Bordo bulamacı verilmesi, kırılan direklerin tamiri, tellerin gerdirilmesi, derken zaman çabuk geçiyor. İşte şimdi toprak işlemeye geldik. Hele filizlenme başladıktan sonra, yok oburların alınması, fazla sürgünlerin alınmasıydı, sürgünlerin tellere bağlanmasıydı, yeşil budamaydı derken zaman daha da çabuk geçiyor...

Önce bağ pulluğu ile başlıyoruz toprak işlemeye. Ve bu işleri de Erdal yapıyor. Geçen yıllardaki yazılarda da yazdığım gibi, bağda bizim toprak işleme yöntemimiz bu şekilde. Başka alet-makina ve yöntemler de kullanılabilir tabi ki... Mesela sıra araları, bağda toprak işlemede en çok kullanılan makinalardan birisi olan rotovatörle (çapa makinası) işlenebilir, sıra araları dar olan bağlarda daha küçük çapa makinaları kullanılabilir, çok yamaç ve teraslı bağlarda daha başka şekilde yapılır, Fransa'dan bu örneklerde olduğu gibi, hayvanlarla (at) çekilen pullukla işleme yapılabilir, vs. vs...

Hava güzel... Bağ güzel... Bağda olmak çok güzel... Seviyorum ülen burayı. Her yer papatya. Etrafı kaplayan kokuları ayrı bir güzel, varlıkları ayrı bir güzel... Ama bu yıllık bu kadar, buraya kadar sevgili papatyalar, müsaadenizle bizim toprağı işlememiz gerekiyor. Seneye tekrar görüşmek üzere... Bağımıza kattığınız, ömrümüze kattığınız güzellikler için çok teşekkürler...  

10 Ocak 2015 Cumartesi

Bodrum Buz Tuttu

Geçen kış pek soğuk olmamıştı. Ilıman bir kış geçirmiştik. Bu kışın şimdiye kadar olan bölümü de, biz bunu çok doğru bulmasak ve istemesek de, ılıman geçiyordu. Ta ki geçen haftaya kadar. Geçtiğimiz hafta içinde epeyce soğuk günler yaşadık. Garova'da sıcaklık -7 lere kadar düştü. Ondan önceki yıllarda da soğuk geçen kış mevsimleri olmuştu. Tabi burada "soğuk geçen" derken, kış mevsimi için daha düşük bir ortalama sıcaklıktır bahsedilen. 2004'de soğuk olmuş kar yağmıştı mesela, o da böyle değildi, bu kadar da soğuk değildi. Geçtiğimiz hafta olan biraz farklıydı. Açıktaki sular, güneş görmeyen ya da az gören yerlerdeki sular dondu ve 3 gün, hatta bazı yerlerde 4 gün çözülmedi... En çok zarar gören de çiçekler oldu. Bizim ve çoğu kimsenin evinin bahçesinde çiçek kalmadı nerdeyse...



Bu fotoğraf, 4 km uzağımızda Çiftlik mahallesinde Hulusi (Gönül) abinin orada bu sabah çekilmiş bir fotoğraf. Bahçedeki çeşmenin borusu patlayınca akan sular işte böyle donmuş. Ama güzel donmuşlar. Eğer donacaksan böyle donacaksın, biraz estetik olacak.... 

Bağlar açısından, budama öncesinde böyle soğuk bir kaç gün görmeleri iyi oldu... 

22 Aralık 2014 Pazartesi

Kaliforniya'dan Fotoğrafçı Misafirimiz

Bodrum'a tatile gelen Brian ve arkadaşı Sevtap hanım, Bodrum'da Gambilya Doğal Mutfak'ı işleten Selahattin (Erkanlı) abiyle tanışmışlar. Klasik Bodrum tatilinin dışında çevreyi de görmek istediklerini söyleyince, Selahattin abi de onlara yardımcı olmuş ve bu tarafa doğru yola çıkmışlar, Kızılağaç'ta Erhan abilere uğramışlar, sonra da buraya geldiler...

Brian ve Sevtap hanım, Kaliforniya'dan geliyorlar. Benim için, güzel bağlar ve şaraplar diyarı. Web sitelerini, facebook sayfalarını takip ettiğim epeyce bağ ve şaraphanenin ve Zinfandel'in memleketi... Haliyle, Kaliforniya söz konusu olunca daha bir dikkat kesiliyorum...

Brian Tramontana profesyonel fotoğrafçı ve aynı zamanda öğretmen. Onun da Blogu var. Ve artık, birbirimizin bloglarını takip edeceğiz. Malum, konu bol olunca biz de epeyce sohbet ettik, sonra o bir kaç fotoğraf çekti. Sonra, gitmeden önce bir hatıra fotoğrafı, biraz da ayaküstü sohbet ve ziyaretin sonu...  

2 Aralık 2014 Salı

Kale Dağı, Theangela Gezisi ve Yürüyüşü

Yaklaşık bir buçuk ay kadar önce (18.10.2014), bir Pazar günü öğleye doğru, bahçeye çıktığımda Kale Dağından atlayan yamaç paraşütçülerini görmüştüm. Hava da güzeldi. Cevat (Karaman) abiyi aramış ve "hadi, işin yoksa Kale Dağına çıkalım mı?" demiştim. O da "tamam" demişti. Kısa bir süre sonra beni almaya geldi ve hergün eteklerinde olduğumuz dağın tepesine doğru yola çıktık...

Kale Dağı, Yalıçiftlik tarafıyla, Karaova tarafını ayıran bu yörenin en yüksek dağı. Yüksekliği 530 m civarında. Gökova Körfezini, Güvercinlik Körfezi ve Didim tarafını, Bodrum Akyarlar tarafını gören etrafa hakim bir nokta. Bu yüzden üzerinde "yangın gözetleme kulesi" var. Dağ aynı zamanda antik bir yerleşim yerine de ev sahipliği yapıyor. Zirvenin Doğu ucunda Bodrum yarımadasının en eski halklarından olan Lelegler'in kenti Theangela var. Belki de bu dağın adına, buradaki kuru duvar olarak yapılmış olan kentin dış sur duvarlarından dolayı Kale Dağı denilmiştir...   

Bu dağa en son 2013 Nisan ayında çıkmıştım. En son yürüyerek ise sanırım 1997'lerde falandır. Hemen köyün üst taraflarına şöyle bir dolaşıp geleyim diye çıkmış, üstelik de hiç kimseye haber vermeden ve yolu uzattıkça uzatmış en sonunda da kendimi Kale Dağının tepesinde bulmuştum. İnerken de herkesin kullandığı patika ve yollardan değil, en dik yerden inmeye kalkmış ve çok zorlanmıştım. Eğer oralarda düşüp ayağımı falan kırsaydım, başıma bir kaza gelseydi, kimsenin beni aramayı akıl edemeyeceği yerlerdi. Bunlardan konuştuk, günlük olağan sohbetimizi yaptık Cevat abiyle. Bağlarımızı uzaktan seyrederek birer kadeh de şarap içtik...

Etraf, doğa o kadar güzel ki... Neler yok neler... Mersinler, Ada çayları, kekikler, pürenler, çöğür armutları (ahlat), sandal ağaçları, defne... Ve tabi, bizim burada "çilek" dediğimiz, ama başka yerlerde "koca yemiş" denilen, kırmızı dağ çilekleri. O kadar güzel görünüyorlar ki. Dağ çileğini pek sevmem aslında, fazla çekirdekli geliyor bana. Bir iki tane yerim, o kadar. Onların orada olmaları çok güzel... Ve, bizim için belki çok fazla değerli değiller ama, dağdaki hayvanların beslenmeleri için çok önemliler...  


Oralarda yürüyerek dolaşmak tabiki çok güzel olurdu, ama benim için bu söz konusu olamayacağından, gidebildiğimiz yerlere kadar arabayla gittik. Sonra, etrafı seyrederek, Yalıçiftlik'e, deniz kenarına doğru yavaş yavaş aşağı inerken,"buraları yürüyerek gezmeli, sandallara, mersinlere, kekiklere, dağ çileklerine dokunarak yol almalı..." demiştik.

Bu arada, biz Kale Dağının adına kısaca "Kale" deriz. Konuşma dilinde, biraz daha bize uyar ve "Gale" olur... Dün öğle saatlerinde Cevat abi aradı, "beni görebiliyor musun yukarıda" dedi. Hemen anladım, Gale'de idi.  Cevat abi, yürüyüş geçmişi olan bir kişi. Sırt çantasını hazırlamış ve köpeği Cango'ya da "hadi" demiş. Zaten Cango'nun canına minnet... Buralarda çok güzel yürüyüş güzergahları var. Dün, 12 km ve yaklaşık 500 m tırmanış içeren yürüyüşe çıkmışlar. Aradığında, "fotoğraf çekmeyi ihmal etme" demiştim, o daha iyisini yapmış, yukarıdaki güzel videoyu hazırlamış. Çok severek ve  daha önceden bildiğim o yollarda sanki ben de yürüyormuşum gibi hissederek izledim...

Bu da, yazdan kalma bir günde, yaklaşık bir buçuk ay önceki, Kale Dağı gezimizin selfiesi :)